Bizim Okan Hoca yine sahaya indi, ama bu sefer topla değil, transfer listesiyle. Gözüne kestirdiği bir isim varmış, 'İlle de o gelsin, başka bir şey istemem' diye diretince, Dursun Başkan da sağ olsun, kasayı açmaya hazır olduğunu ilan etmiş. Öyle böyle değil, Galatasaray tarihinin Osimhen'den sonraki en pahalı takviyesi olacakmış bu transfer. Hayırdır inşallah, altın kaplama mı bu çocuk, ya da golleri özel yapım elmaslardan mı atacak?
Galatasaray'ın hedefleri de kendileri gibi devasa malum. Süper Lig'de üst üste dört şampiyonluk yetmezmiş gibi, şimdi de beşinciyi ve Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finali gözlerine kestirmişler. Tabi o hedeflere giden yol, dağ gibi parayla döşeniyor belli ki. İşte bu 'olmazsa olmaz' isim Can Uzun'muş. Eintracht Frankfurt'taki abileri önce bir 60 milyon Euro'luk serbest kalma maddesi sallamışlar ortaya, 'Buyurun cenaze namazına' der gibi. Ama bizimkiler de boş durur mu? 'Yok artık lebron james!' dememişler, direkt 35 milyon Euro'luk bir ilk teklifle masaya oturmuşlar. Sanki bakkaldan ekmek alıyorlar mübarek, neyse ki bir tane daha var!
Almanlar da 50 milyon Euro civarına 'Eh, idare eder' diyecek gibi duruyormuş. Yani arada bir 15 milyon Euro'luk pazarlık payı var, çerez parası zaten. Tabi bir de işin cilvesi var: Aston Villa, Milan, Napoli gibi babayiğitler de sıraya girmiş, Can Uzun resmen altın yumurtlayan tavuk mübarek. E tabi Okan Hoca da devredeymiş, 'Gel oğlum, sana kupalar vadediyorum, Avrupa'da çeyrek finaller vadediyorum' diye bizzat ikna etmeye çalışıyormuş. Bakalım sözleri kaç para edecek, yoksa kasa bir kez daha bomboş kalacak mı? İşler karışık, çaylar taze, bekleyip göreceğiz!