Ee, ne diyorduk? "Gitme zamanı gelmedi mi?" diye sitem edenlere inat, Aziz Yıldırım tam 8 yıl sonra yeniden Fenerbahçe'nin başına geçti! Resmen aragazdan çıkıp vitesi 5'e taktı desek yeridir. Hani kimisi "Adaydı mı?" diye sormuştu ya Hakan Safi için, sevgili başkanımız onu da nazikçe geçip, "Bu iş bende" dercesine tahtına geri oturdu. İlk açıklaması da her zamanki gibi camiayı kucaklayan cinsten: "Kazanan Fenerbahçe'dir!" Yahu ne olacaktı ki Aziz Başkanım, kazanan Teksas mı olacaktı? Gerçi bu lafın altında bir de "Ben de kazandım" mesajı yattığını hepimiz biliyoruz ama olsun, bu zarafet de önemli!
Bu birleşme çağrıları falan da güzel tabii. "Gelip hep beraber stadyumda tezahürat yapalım, şampiyon olalım" diyor. E, inşallah diyelim. Malum, Fenerbahçe camiasında birlik lafı kadar çok söylenen, bir o kadar da nadir görülen başka bir şey yoktur herhalde. Ama neyse, yeni başkanın ilk icraatlarından biri bu barış güvercinlerini uçurmak oldu, bakalım nereye konacaklar. Şampiyonluk lafı da kulağa hoş geliyor, ama önce şu ligi bir bitirsek de, yeni sezonun stresine girsek, değil mi?
Gelelim fasulyenin faydalarına! Asıl bombayı sona saklamış: "Gerekli takviyeleri 15 gün içerisinde yapacağız!" Vay be! Aziz Başkan sözünü esirgemez, bunu biliyoruz. Ama 15 gün ne demek? Sanki transfermarkt'tan sepete ekleyip kapıda ödeme yapacak gibi. Hadi bakalım, 15 gün sonra sağ bek, sol bek, stoper, forvet, on numara, bir de yedek kaleci kapıda kargocuyla gelirse hiç şaşırmayız! Artık taraftarın minneti de o 15 gün içinde gelen transferlerin kalitesine göre değişir Aziz Başkanım, haberin olsun. Bizden söylemesi!