Arkadaşlar, şimdi bu transfer sezonu bitmek bilmiyor, herkes bir yerlere gidiyor, geliyor... Ersin Destanoğlu'nun Beşiktaş'taki durumu da malum, sözleşme bitiyor, geleceği belirsiz. Herhalde biz de 'Acaba Avrupa mı, yoksam sıcak yuvada mı kalır?' diye düşünürken, İspanya'dan bir teklif kapıyı çalmış bizim Ersin'e. Düşünsenize, İspanya! Paellalar, flamenkolar, pırıl pırıl güneş... İlk duyduğunda Ersin de 'Oh be, sonunda be!' demiştir içinden, eminim.
Ama gel gör ki, bu teklifin ucunda küçük ama önemli bir 'ama' varmış. Hani olur ya, 'Çok güzel bir ev alıyoruz ama çatısı yok' gibi... Ersin'e teklif eden kulüp kimmiş? Efendim, Girona. 'E güzel işte, İspanya takımı,' dedik biz de. Lakin işin kötü yanı, bu Girona denilen takım, geçen sezon 'sağ olsunlar', 'ellerine sağlıklar', İspanya 2. Ligi'ne demir atmış. Ersin de herhalde telefonu açmış, 'Hola, qué tal?' dediği an, 'Dur bir dakika ya, sizin lig neydi şimdi?' diye sormuştur. Cevabı alınca da saniyesinde 'No gracias!' çekmiş, fişi anında çekmiş!
Şimdi haklı mı, haksız mı? Orası biraz tartışılır. Bir yandan, 'Avrupa Avrupa' diye yırtınıyoruz, adam İspanya'yı reddediyor. Ama öbür yandan, Beşiktaş'ta bu sezon 32 maçta 34 gol görmüş, 10 maçta da kalesini kapatmış bir kalecinin, 'Ben İkinci Lig'e gitmem arkadaş!' demesi de ayrı bir özgüven meselesi. Helal olsun Ersin'e! Demek ki hedefimiz en azından La Liga'dan şaşmamak. Girona da sanırım, 'Hoppala, biz de bir İspanya takımıyız sonuçta' diye şaşırmıştır. Ne yapalım, Ersin'in kararı bu. Belki de 'İkinci Lig'de top sektireceğime, Şampiyonlar Ligi hayali kurarım' demiştir. Kim bilir, hayırlısı olsun bakalım.