Abi sen de bilirsin, transfer dönemi demek, bir sürü 'kesin bilgi yayalım' diyerek ortalıkta uçuşan dedikodular demek. Daha dün kulağımıza çalınan bir fısıltı vardı; Trabzonspor'un, Rizespor'un genç yeteneği Mithat Pala'ya kanca attığı, hatta işin pişmek üzere olduğu söyleniyordu. Biz de 'Hayırlı olsun, komşu kucağına gidiyor' derken, meğer işler hiç de öyle değilmiş. Çaykur Rizespor'dan gelen açıklamayla, bu transfer dedikodusu anında 'soğuk duş' etkisi yaratıp ortadan kalktı.
Rizespor yönetimi, tabiri caizse bir aslan gibi kükreyerek, "Yok öyle yağma! Mithat Pala bizim futbolcumuzdur, sözleşmeli oyuncumuzdur ve kimseye gitmiyor!" mesajını verdi. Anlaşılan o ki, Trabzonspor belki Mithat'ı kendi hayallerinde bordo-mavi formayla santra yaparken görmüş olabilir ama gerçekler Rize'nin sert duvarına çarpmış. Belli ki Rizespor, bu 'bizim çocuk' dedikleri yeteneği bırakmaya zerre niyetli değil, hatta muhtemelen çocuğun pasaportunu falan da kilitli bir kasaya koymuşlardır, ne olur ne olmaz diye.
Şimdi bu durumdan çıkarılacak ders ne? Birincisi, her duyduğuna hemen inanma, futbol piyasası dedikodu kaynıyor. İkincisi de, Rizespor'un oyuncusuna nasıl sahip çıktığını görmüş olduk. Trabzonspor da artık ne yapsın, başka rotalara bakacak. Komşudan eli boş dönmek de bazen nasipte varmış diyelim. Mithat Pala da herhalde bu kadar transfer muhabbetinden sonra, aynaya bakıp 'Vay be, ne kadar kıymetliymişim!' diye kendine gülüyordur şimdi.