Efendim, 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası'na gitmişiz, bayramlıklarını giymiş Amerika yollarına düşmüşüz. İnsan der ki 'Oh be, rahatladık!' Ama yok, rahatlamak bize haram. Turnuva başlamadan başladı 'muhtemel rakip' senaryoları. Sanki biz bu hesabı yapınca sahada daha iyi top oynayacağız! ABD, Meksika, Kanada ortaklığında düzenlenecek bu festival için çocuklar gitmiş bile hazırlık maçı yapmaya. İlk sınavımız da Avustralya'yla... E, hayırlı uğurlu olsun diyelim, bakalım Avustralya bize ne kadar şans getirecek?
Şimdi gelelim asıl 'matematik olimpiyatları' kısmına. Hani şu gruptan ilk iki, bir de en iyi 8 üçüncü muhabbeti var ya, işte orada bütün beyinler yandı. Eğer bizimkiler D Grubu'nu Allah'ın izniyle, hakemlerin de yardımıyla lider bitirirse, bizi B, E, F, I veya J grubunun üçüncüsü bekliyor. Menüye bak: Kanada, Bosna, Katar mı istersin; Almanya'nın Curaçao'su mu; yoksa Arjantin'in Ürdün'ü mü? Valla, bu ihtimaller arasında Curaçao'ya razı olurdum, en azından adını söyleyene kadar maç biterdi.
Ama yok, biz gruptan klasik Milli Takım stili ikinci çıkarsak, o zaman G Grubu'nun ikincisiyle eşleşeceğiz. Belçika'sı, Mısır'ı, İran'ı, Yeni Zelanda'sıyla... Valla Yeni Zelanda'yla kapışsak, en azından rakip antrenörün 'rakibimiz Türkiye' dediğinde aklına ilk gelen 'Hobbitler' olmazdı belki. En enteresanı ise şu 'en iyi 8 üçüncü' kontenjanından kapağı atmak. O zaman E, I veya K grubunun birincisiyle eşleşiyorsun. Yani düşün, grupta zor bela üçüncü ol, sonra git Fransa'yla, Almanya'yla, Portekiz'le kapış. Tam bizim takıma göre senaryo! Önce zoru başar, sonra daha zoruyla kapış. Neyse, sonuçta top yuvarlak, hakem düdük çalar, biz de koltuklarımızdan ahkam kesmeye devam ederiz.