Abi şimdi bak, Mourinho yine yaptı yapacağını. Benfica kazanmış kazanmasına da, Gil Vicente'yi 2-1 yenmişler ama öyle aman aman bir futbol yok ortada, yani hani 'futbol dersi' falan desek yalan olur. Bildiğin Portekiz basını da takımı eleştirmiş, ama ne hikmetse maçın en iyisi kaleci Trubin seçilmiş. Tam Mourinho'luk bir ortam, değil mi?
Neyse, maç sonrası basın toplantısında gazeteciler de akıllı tabii, 'Hocam, sizin kaleci Trubin sahanın en iyisiydi, nasıl buldunuz?' diye sormuşlar. Mourinho da ne yapsın? O meşhur alaycı gülümsemesiyle şöyle bir bakmış etrafa, sonra da patlatmış cevabı: 'Yahu ben o maçı izlemedim ki! Dikkatim dağılmıştı, sanırım farklı bir maç izledik biz.' Adam resmen 'Sizin izlediğinizle benimkisi aynı değil' demiş, salon bir anda buz kesti tabii, herkes şaşkınlık içinde.
Yetmemiş gibi, 'Hani ne özeldi ki şimdi?' dercesine, kaleciyi topa tutmuş resmen. 'İlk dakikada çift kurtarış yapmışmış... 16 metreden gol yemiş... İki kez direğe vurmuşlar... Ortaları, uzun topları yakalamış... Valla ben özel bir şey göremedim, sıradan şeyler bunlar' falan diye dalga geçmiş. Yani düşün, kaleci maçın adamı seçilmiş, hocası çıkmış 'Ne kurtarışı canım, gol de yemiş, direkten dönen de var' diye fırça atmış gibi bir şey. Mourinho işte, kendine has, başka kimseye benzemez!