Daha dün Başakşehir'den 10 milyon euro'luk bonservis yiyeceğini afiyetle mideye indirip soluğu Katar'da alan Krzysztof Piatek, anlaşılan o ki çöl sıcağında bile Avrupa rüzgarlarını özlemiş. Polonyalı golcü, Al Duhail'deki kariyerine adeta "ben buradayım" dercesine bir başlangıç yapmış. Yedi resmi maçta beş kez fileleri havalandırmak mı? Helal olsun! Hani derler ya, parayı veren düdüğü çalar diye, Piatek de Katar'da düdükten çok ağları inletiyor, paranın hakkını veriyor desek yeridir. E, ne de olsa 10 milyon euro'luk bir transferden bahsediyoruz, kolay değil o paranın altında ezilmemek.
Fakat ne hikmetse, bizim Polonyalı golcü Al Duhail'de daha dumanı üstündeyken, ağzından Avrupa rüzgarları esmeye başlamış bile. FlashScore Polonya'ya verdiği röportajda, "Bu kulübe bağlıyım, kupalar kazanmak istiyorum, sözleşmem bitince de kalırım umarım" falan filan demiş. Tamam, tamam, anladık Piatek, Katar'daki hurma ağaçlarına, bol kepçe paraya fena bağlanmışsın. Ama ne oluyorsa, aynı röportajda İspanya'da oynama hayalleri hatırlatılınca "Futbolda yakın gelecek için bile plan yapamazsınız, fırsat çıkarsa muhtemelen oynarım" demez mi? Abicim, daha demin "bağlıyım" diyordun, ne ara İspanya'ya ışık yaktın? Bu ne hız! Gerçi, "iyi bir sözleşmem var ve onlarla çok gol atıp kupalar kazanmak istiyorum" cümlesi, o İspanya kapısını şimdilik aralık bırakmak için yeterince tatmin edici bir sebep, kimse kusura bakmasın.
Şu an için Al Duhail'e odaklıyım diyor Piatek, 2028'e kadar da sözleşmesi var. Yani önümüzdeki beş yıl boyunca, Katar'ın sıcağında kupalar kazanıp bol bol gol atacak, banka hesabını şişirecek, sonra da muhtemelen "Aa, birden İspanya'dan öyle bir teklif geldi ki, kısmetmiş!" diyecek gibi duruyor. Başakşehir'deki 84 maçta 48 gol, 6 asistlik performansı da düşünüldüğünde, Avrupa kulüplerinin radarına tekrar girmesi zor olmaz herhalde. Bakalım Piatek'in 'bağlılık' hikayesi ne zaman 'kısmet'e dönüşecek, biz de merakla bekliyoruz bu dramayı!