Hacıosmanoğlu sahneye çıkmış, ama ne çıkış! Sanki bize kahvede muhabbet ediyormuş gibi '2026 Dünya Kupası'nı Türkiye'ye getireceğim, hem de tek başımıza organize ederiz!' diye bir hayal kurmuş. Yahu, önce şu eleme gruplarından bir rahat çıksak da sonra bakarız oralara, di mi? Ama başkanın hayalleri büyük, bize de 'amin' demek düşer herhalde. Montella'ya da tam kefil olmuş: 'Müthiş insan, pırlanta gibi jenerasyon,' diyor. Gerçi pırlantaların bazısı henüz işlenmemiş ham cevher gibi duruyor ama başkan öyle diyorsa öyledir. İnşallah 3-4 yıl sonra gerçekten bir turnuva takımı oluruz da bu sözler havada kalmaz, yoksa pırlantalarımız paslanır mazallah.
Başkanın futbola dönüş hikayesi de ayrı bir film konusu: 'Trabzonspor'dan ayrılırken futboldan soğudum, 10 tane kurban kestim,' diyor. E, iyi de niye döndün başkan? Meğer küçük kızının 'Baba ol da dünya şampiyonu olalım!' demesiyle gaza gelmiş. Vallahi biz de kızlarımızın sözüyle keşke Dünya Kupası'nı getirebilsek ülkeye. Maddi konularda ise TFF'yi devraldığında ortada bir hesap karışıklığı varmış: '5 milyar artı görünüyordu, bir geldik 680 milyon eksi çıktı,' diye serzenmiş. Mali direktörü de 'evinde düzeltiyordur sorunları' diye yollamış. Ulan biz de bir finansçı göndersek evine borçlarımız düzelir mi diye merak ediyoruz şimdi. Şampiyonluk payını büyüklerden alıp Anadolu'ya dağıtma meselesi de güzel, büyüklerin sofrasından biraz kısılmış, helal olsun.
Gelelim şu bizim 'bahis' meselesine, başkanın elinde '5 bine yakın isim' varmış. 'Oyuncular, masörler, doktorlar... Dünya Kupası'nı da beklemiyoruz!' demiş. Aman başkanım, kampa gidecek adam kalacak mı sahada, kim top oynayacak? Bir de en sona yöneticileri bırakmış, 'kirlilerle mi Dünya Kupası'na gideceğiz?' diye sormuş. Başkan haklı, ama liste bu kadar kabarık olunca insanın aklına 'nereden bulaştı bu kadar adam' diye de gelmiyor değil. Yabancı kuralı konusunda da 'bu yabancı çöplüğünden kurtulalım, posası çıkmış adamları getirmeyelim!' diye adeta isyan etmiş. 'Lamine Yamal kaç yaşında oynuyor, bizdekiler Arda, Kenan...' diyerek gençlere şans verilmesi gerektiğini vurgulamış. Kulüp başkanlarına da 'eski alışkanlıkları bırakın, dört büyüklerle iyi geçinme derdi yok bizde!' diye ayarı vermiş. E, bakalım, bu kadar net konuşan başkanların sözü dinlenecek mi, hep beraber göreceğiz.