Arkadaşlar, kahve sohbetimizde bugün biraz daha derinlere inip futbolun tozlu raflarından 1934 Dünya Kupası'nı çıkaralım. Malum, ilk kupa Uruguay'da falan derken, ikinci posta Avrupa'ya, İtalya'ya gelmiş. Eee tabi, ev sahibi avantajı olacak ki, FIFA Yönetim Kurulu da İsveç'i falan es geçip 'kupa size yakışır' demiş olmalı. Ama durun, bu turnuvanın en büyük dedikodusu neydi biliyor musunuz? İlk şampiyon Uruguay, Avrupa takımları kendi kupalarına gelmedi diye naz yapıp 'ben de gelmiyorum arkadaş' demiş, kupayı protesto etmiş! Vay be, o zamandan beri bir atarlanma kültürü varmış demek ki. 16 takımla da gayet kalabalık bir ortam oluşmuş hani.
Şimdi gelelim bu kupanın en tatlı detayına: Mısır! Evet evet, yanlış duymadınız, Mısır o yıllarda 'Biz de varız!' diyerek Afrika kıtasını temsilen sahaya çıkmış ilk takım olmuş. Gerçi Napoli'de Macaristan'dan sağlam bir 4-2 yiyip ilk turda kapının önüne konmuşlar ama olsun, tarihe adlarını altın harflerle yazdırdılar: 'İlk katılan Afrika takımı (ve hemen elenen).' Brezilya ve Arjantin desen, onlar da herhalde 'Uzak yol, asları yormayalım' kafasıyla gelmişler, yarı finallere bile kalamamışlar. E tabi, durum böyle olunca yarı finallerde Avrupa takımları kendi aralarında takılmışlar: İtalya, Avusturya, Çekoslovakya ve Almanya. Sanki ön eleme maçı gibi...
Sonra ne oldu dersin? Tabii ki ev sahibi İtalya, her zamanki o 'evimde kimseye yar etmem' havasıyla finale kadar gelmiş. Karşılarında da kupanın favorisi Çekoslovakya. Normal süresi 1-1 biten maçı, uzatmalarda Angelo Schiavio abimizin 95. dakikada attığı golle 2-1 alıp kupayı evine götürmüşler. 'Kupayı biz mi aldık yoksa bize mi verdiler' muhabbetleri o zaman da dönmüştür eminim! Bu arada gol kralı kim dersiniz? Çekoslovakya'dan Oldrich Nejedly, tam 5 golle krallık tacını takmış. Şimdilerde ismini duyan da 'kimdi bu ya?' der ama o zamanın Cristiano'su, Messi'si oymuş işte. Toplam 17 maçta 70 gol atılmış, maç başına 4.1 gol ortalamasıyla goller havada uçuşmuş, ne günlermiş be!