Arkadaşlar, geçen günkü EuroLeague Final Four'da Atina'da yaşananları duydunuz mu? Hani Avrupa'nın en prestijli kulüpler turnuvası falan diyorlar ya, resmen 'nasıl rezil olunur' dersi vermişler. Bizim Fenerbahçe Beko'nun maçından önce ve maç esnasında öyle bir fiyasko yaşanmış ki, hani bazen halı saha maçlarında bile daha organize oluruz. Biletli Türk taraftarlar salona alınmamış, oyuncu aileleri perişan olmuş, güvenlik denen şey Atina'da tatile çıkmış anlaşılan. Sanki bir basketbol maçı değil de, 'Acaba bu kadar aksiliği aynı anda nasıl yaşatırız?' diye özel bir deney tasarlamışlar.
Olayın en komik (ya da ağlanacak) kısmı ne biliyor musunuz? Bizim biletli Fener taraftarları kapıda 'Pardon, siz kimsiniz?' muamelesi görürken, Yunan kardeşlerimiz ellerini kollarını sallayarak, hatta bilet sormadan salona girmiş. EuroLeague görevlileri mi desem, Yunan güvenlik güçleri mi desem, 'bilet kontrolü' diye bir şey icat ettiler ama nasıl kullanılacağını unutmuşlar herhalde. Yetmemiş gibi, Fenerli oyuncuların eşleri, çocukları salona geç girmiş, bir de gitmişler kendilerine ayrılan yerlerde başkaları oturuyormuş. Yani resmen VIP misafirlerine 'buyrun yer kapmaca oynayın' demişler. Basketbolcular da maça mı odaklansın, ailesi nerede oturuyor ona mı baksın, bilemedik artık.
Tabii bu kadar rezaletin üstüne Fenerbahçe Kulübü'nden 'Ne oluyoruz yahu?' diye bir ses yükselmiş, haklı olarak. Kulübün basketboldan sorumlu yöneticisi Cem Ciritci 'Bu artık basit bir aksaklık değil, taraftar hakkının gaspı!' diye bas bas bağırmış. Ne desin adam, biletsiz adamları içeri alıp, biletliyi dışarıda tutmak hangi organizasyon kitabında yazıyor Allah aşkına? Sonra ne oldu dersiniz? EuroLeague Başkanı Bodiroga ve CEO'su Bueno paşalar, kalkmışlar 'Ayıp ettik, kusura bakmayın, özür dileriz' demişler. Hatta Bueno, 'Sadece 187 kişiyi etkiledi' diye bir de sayı vermiş. Sanki azmış gibi! 'Final için daha iyi deneyim sunacağız' da demişler. Kardeşim, önce insanları salona alın, sonra deneyime bakarız.