Galatasaray'ın ebedi başkan adayı ve bu dönem de tek yarışan atı Dursun Özbek, kulübün seçimli genel kurulunda çıktı sahneye. Bildiğiniz üzere, rakipsizdi kendisi. Mikrofonu eline aldı, etrafına şöyle bir bakındı, sanki karşısında 50 tane dişli rakip varmış da onlara meydan okuyormuş gibi, "Seçim günleri Galatasaray'ın bayram günleridir!" dedi. Eh, haklı adam. Hele de tek başınaysan, bayramın tadı başka oluyor be başkanım. Kimseyle atışma yok, kimsenin projesini dinleme derdi yok, kafan rahat. Tam bir "Kendin Pişir Kendin Ye" bayramı!
Sonra da biraz usulen (!) bir sitemde bulundu: "Tek adaylı bir seçim Galatasaray geleneklerine uygun değildir ama bu dönem böyle oldu." Yaani ne demek istedi şimdi? "Aslında ben de istemezdim böyle kolay lokmayı, biraz heyecan olsaydı fena olmazdı ama ne yapayım, kimse çıkmadı karşıma, koltuk boş kalacak değildi ya!" gibisinden bir serzeniş mi bu? Kim bilir... Neyse, bu "bayram"da genel kuruldan da kendine göre bir mesaj almış: "Başkanım, şimdiye kadar iyi işler yaptın ama Galatasaray asla yetinmez, hep daha fazlasını ister. O yüzden sakın rehavete kapılma, koltuğa tek başına oturdun diye havalanma, daha çok çalış!" demişler. Vay be, genel kurul da pek acımasızmış tek adaya karşı.
Dursun Başkanımız, bu bol alkışlı ve tek taraflı şovun ardından usulen gidip oyunu da kullandı. Malum, seçimin formalite icabı bir tarafı da bu. Oyunu attıktan sonra da, "Hayırlı olsun, yeni ekibimizle 2026-2028'e kadar Galatasaray'ı başarılarla dolu yıllar bekliyor" diye gürledi. Yahu, kimsenin olmadığı bir yarışta başarı zaten garanti değil mi? İddia ediyorum, bakkal Mehmet Amca'yı bile tek aday göstersek, o da "başarılarla dolu yıllar" sözü verirdi. Neyse, hayırlısı diyelim. Bakalım bu "rakipsiz" dönemde neler göreceğiz. En azından bir dönem daha liderlik koltuğu boş kalmadı, o da bir başarı sayılır mı?