Yine bir sabah, yine transfer sezonu rüzgarları... Gazeteleri açtım, daha çayımı bile demlemeden ilk madde gözüme çarptı: 'Dünya yıldızı Fenerbahçe'ye!' Yahu kardeşim, bu 'dünya yıldızları' bizim lige özel bir indirim mi yapıyor, yoksa bizim gazeteler mi biraz abartmayı seviyor anlamıyorum. Her sezon kaç tane 'dünya yıldızı' geliyor da sonra bir bakıyoruz, 'dünya' dediğimiz bizim ligin ortasıymış, yıldız dediğimiz de havan topuymuş. Aziz Yıldırım ve Hakan Safi isimleri de olaya girmiş, tam bir Türk filmi senaryosu mübarek!
Ama tabii sadece Fenerbahçe'ye değil, bizim dört büyüklerin tamamı bu 'transfer festivali'nden nasibini almış. Beşiktaş'ı, Galatasaray'ı, Trabzonspor'u da birilerinin peşinde koşarken görmüş gazeteciler. 23 Mayıs 2026 tarihli o manşetlerde herkes birilerini alıyor, birilerine teklif götürüyor. Sanki piyasada topçu kalmamış, bizimkiler de son kalanları kapışıyor. Normalde halı saha maçına adam toplarken zorlanırız, bizimkiler her gün 'dünya yıldızı' transfer ediyor. Helal olsun valla, bereket versin.
Neyse, biz de bu transfer hikayelerini okurken bir yandan gülüyoruz, bir yandan da 'Acaba bu sefer hangisi tutacak?' diye merak ediyoruz. Sonuçta bu haberler, kahve sohbetlerimizin, maç öncesi geyiklerimizin ana maddesi. Hadi bakalım, bu 'dünya yıldızı' gerçekten bir şeyler başaracak mı, yoksa sezon sonu 'yıldız kayması' olup gidecek mi göreceğiz. Bizimkiler de gazete satmaya devam etsin, biz de yorumlamaya. Çaylar taze mi, demlendi mi bari?