Ah be Bas Dost... Hani şu bizim takımların 'acaba bu sene de kapımıza gelir mi?' diye her transfer döneminde gözünü diktiği, Hollandalı uzun forvet var ya? İşte o Bas Dost, 36 yaşında 'yeter gari bu kadar top koşturduğum' dedi, kramponları duvara astı. Zaten iki yıl önce NEC Nijmegen formasıyla AZ Alkmaar maçında, top koştururken bir anda yere serilince, hepimiz anlamıştık ki bu işin şakası yok. Meğer kalbi 'stop' demiş adama, resmen kalp krizi geçirmiş.
Hastanede yattı, kalp kası iltihabı teşhisi konuldu falan... Tamam, dinlendi, iyileşti derken, geçtiğimiz aylarda 'Ben 2024/25'te sahalara geri dönerim' diye aslanlar gibi açıklama yaptı. Biz de 'Helal olsun be Bas Dost, futbola sevdalı adam' dedik. Ama gel gör ki, kader ağlarını değil, doktorlar iğneleri örmüş. Geçen haziran, doktor arayıp 'Bascım, antrenmanda yine bir şeyler tespit ettik' deyince, bizim golcü de haliyle 'Dur bakayım, bu kadar da riske atılmaz hayat' demiş. Ne yapsın adam? Gol atmak için ceza sahasına girerken, 'Acaba kalbim de gol yer mi?' diye mi düşünsün? Haklı adam.
Wolfsburg'dan Sporting'e, Frankfurt'tan Club Brugge'e kadar Avrupa'nın tozunu attırmış, ağları havalandırmış bir abimizdi kendisi. Golcü kimliğiyle bilinen, işini iyi yapan bir isimdi. Ama bu sefer, kariyerinde attığı en önemli gol, kendi hayatını kurtarmak oldu. Futbol mu, hayat mı dediler, o da 'Hayat!' dedi. En doğru kararı verdi, bravo kendisine. Şimdi artık Bas Dost'u maç izlerken 'Hocam, bu pozisyonda topu oraya değil, şuraya atacaktı!' diye yorum yaparken görürüz herhalde. Futboldan uzak, sakin, sağlıklı bir ömür dileriz kendisine. Ne diyelim, kramponları astı, sağlık çoraplarını giydi!