Vay arkadaş, dün gece de bir Avrupa Ligi finali izledik ki sormayın gitsin! Aston Villa denen kulüp, tam 30 yıl aradan sonra sonunda bir kupa kazandı da oyuncuları havalara uçtu, sanırsın Şampiyonlar Ligi'ni değil, Mars'a ilk giden takımı kutluyorlar. Freiburg'u da 3-0 gibi net bir skorla devirdiler. Tielemans, Buendia, Rogers; bu üç kafadar sahada fırtınalar estirirken, tribünde de Villa taraftarı 'Ooooh kupa, neydi o şey?' diye şaşkın şaşkın bakınıyordu. E haklılar, en son 30 yıl önce görmüşler!
Maç bitince bizim kaptan John McGinn bir coştu, bir coştu! 'Kariyerimin en gurur verici gecesi!' demesin mi? Ya tamam, 30 yıldır kupa yok, anladık da Avrupa Ligi yani abartma be kaptan. Bir ara 'Kulüp yedi yıl önce batıyordu' falan dedi, sanki küllerinden doğdular da şimdi Real Madrid'i yenmiş gibi. Bir de duran top antrenörü Austin MacPhee'ye öyle bir methiye düzdü ki, sanırsın maçı komple o kazandırdı. 'Rakibi yanıltmaya çalıştık, Tielemans çok yetenekli, ben vursam top tribüne giderdi' diye de kendini aşağıladı, ne yapsın adam, gururdan ne dediğini bilemedi herhalde. Yalnız Grealish ve Robertson'ın kupa kaldırdığını görünce heveslendiğini de itiraf etti, belli ki 'Benim de bir Avrupa kupam olsun' diye tutuşmuş 31 yaşında garibim.
Ezri Konsa da yedi yıl sonra gelen kupa için 'Daha idrak edemedim' diyor, normaldir. İdrak etseydi de muhtemelen sevinçten bayılırdı. Ollie Watkins ise sahada resmen ders verdiklerini söylemiş, biraz sert kaçmış ama haklılar, sonuçta 3-0! O da duran topların önemini vurgulayıp yine antrenöre teşekkür etmiş, belli ki bu takımın duran top fetişi var. Bir de Unai Emery'nin maç öncesi sakinliğinden bahsetti, 'Ligde huysuzdur, burada kuzu gibiydi' dercesine. Anladık ki Villa'nın bu başarısında hem teknik ekibin sakinliği, hem de o 30 yıldır susamış taraftarın deliliği büyük rol oynamış. Ne diyelim, afiyet olsun Villa, darısı başımıza!