Vay be! Bak sen şu işe, Fenerbahçe’nin o yıllardır süregelen şampiyonluk hasretine meğer neşteri vuracak kişi bulunmuş! Dünya Etnospor Birliği Başkanı Bilal Erdoğan, taraftarı olduğu Fener için öyle bir reçete yazmış ki, sanırsın yıllardır bu işin başında bir o yokmuş. Adam resmen demiş ki, 'Ben bu takımın DNA'sını çözdüm, sırrı huzurda!' Hadi bakalım, bizim yıllardır uykusuz gecelerimiz, saç dökülmelerimiz boşuna mıydı şimdi? Merak etmeyin, detaylar haberimizde, kafede çayınızı yudumlarken okuyun.
Sayın Erdoğan'ın gözlemlerine göre, Fenerbahçe öyle iyi puanlar topluyormuş, öyle kıl payı kaybediyormuş ki şampiyonluğu, aslında her şey 'bir maç, bir beraberlik, bir gol ve futbolcunun moral durumuyla' alakalıymış. Yani topçuların kafası bozuksa yandın! Durumu bir de okçuluğa bağlamış, hani şu 'son ok' muhabbeti var ya, işte tam da o. İki sporcu eşit güçte, ama o son oku kim soğukkanlı atarsa o kazanırmış madalyayı. Ee, bizim futbolcular da herhalde maçın son dakikasında penaltı kaçırırken okçu edasıyla soğukkanlı kalamıyor, ondan oluyordur herhalde bütün bu dramlar. Demek ki sorun, futbolun o karmaşık taktikleri, antrenman metotları değil, bildiğin ‘ruh hali’ymiş!
En can alıcı nokta ise taraftarın ve medyanın rolü. Yani bir futbolcu yanlış pas verdi diye yuhalayınca, o çocuk maçta değil, birkaç maç daha kayboluyormuş. 'Herhangi bir futbolcunun hatasız oynaması mümkün mü?' diye de sormuş haklı olarak. Haklı vallahi, şimdi bizim de kahvede üç pası üst üste veremediğimiz oluyor, kimse yuhalamıyor. Demek ki mesele şu: 'Fenerbahçe, eğer biraz evinin içini toparlar, futbolcusuna, teknik ekibine destek olan bir ekosistemi güçlü tutarsa' başarı gelecekmiş. Yani kısacası, içerideki kavgalar bitsin, herkes birbirini sevsin, o zaman top da gol olsun diyor. Sanki işin sırrı bu kadar basitmiş de biz yıllardır boşa mı kafa patlatıyormuşuz?