Bizim Serdal Başkan, haftalar öncesinden mangalda kül bırakmamış, 'El Bilal Toure'yi takımda tutmak için Atalanta başkanının kapısına dayanırım, gerekirse sıkıntılı başkanlarını ikna ederim, bu çocuk çok düzgün, çok gerekli' diye adeta aşk ilanı yapmıştı. Hani sanırsınız Toure, Beşiktaş'ı Şampiyonlar Ligi finaline taşıyacak, heykelini dikecekler falan. Ama gel gör ki, başkanın bu kadar isyankar ve romantik açıklamalarına rağmen, bizim El Bilal, Rizespor'la 2-2 biten son maçın ardından gece yarısı bir 'eyvallah Beşiktaş' paylaşımıyla bavulunu kapının önüne koydu. Anlaşılan o ki, Serdal Adalı'nın 'almak istiyorum' dediği yerde, topçunun 'gitmek istiyorum' demesi, futbolun kadim ve acımasız kuralı yine çalıştı.
24 yaşındaki futbolcu kardeşimiz, sosyal medya vedasında 'Tüm zorluklara rağmen bu formayı giymekten gurur duydum' demiş. Şimdi bu 'tüm zorluklar' kısmını biraz açmak lazım. Acaba saha içinde beklentileri karşılayamamanın getirdiği zorluklar mıydı, yoksa Beşiktaş'ın 'seni istiyoruz ama bir türlü alamadık' durumu mu psikolojik bir baskı yarattı, orası muamma. Ama ne olursa olsun, Atalanta'dan kiralık gelen bu Malili golcünün Siyah-Beyazlı macerası, başkanın tüm iyi niyetli çabalarına rağmen, kısa ve öz bir 'veda' mesajıyla noktalandı. Herhalde transfer pazarlıkları da o sıkıntılı başkanlarla uzayıp gitmiş, bizim başkanın 'hallederiz' dediği işler 'halledemeyiz'e dönmüş.
İşte futbol bu arkadaş! Başkan çıkıp 'çok istiyorum, çok uğraşıyorum' der, taraftar umutlanır, ama sonra bakarsın topçu bir gecede, üstelik başkanın o kadar lafından sonra, 'güle güle' der. Demek ki neymiş, transfer işleri bazen sadece istemekle değil, o 'sıkıntılı başkanları' gerçekten ikna etmekle oluyormuş. Serdal Adalı'nın bu kez transfer defteri buruk bir veda ile kapandı, artık bakalım bir sonraki 'çok istediği' futbolcu için hangi dağlara dayanacak, hangi başkanlarla mücadele edecek. Bu hikayeden de anladığımız, futbol aşkı bazen karşılıksız kalabiliyor!