Vay be! Kupayı kaptılar, ortalık yıkılıyor, tam şampiyonluk coşkusu derken bir de Torreira geyikleri dönüyor ya piyasada, çıldıracağım! Sanki adam uzay mekiğine binip Mars'a gidecek, o kadar bir merak. Neyse, bizim Dursun Başkan da, kupayı koluna takmış, Levent'teki dernek lokalinin yolunu tutmuş. Ortalık güllük gülistanlık, kupalar havada uçuşuyor, e haliyle mikrofonlar da uzanıyor. Klasik transfer soruları başlar, malum. Hepimiz 'acaba' dedikodularına biraz daha malzeme çıkar mı diye bekliyoruz.
Malum, transfer dönemi demek, herkesin aklında bir 'acaba' sorusu demek. Tabii ki Torreira'nın adı da sürekli bir yerlere yazılıp çiziliyordu. Bizim gazeteci tayfası da dayanamamış, mikrofonu uzatmış Başkana: 'Eee, Başkanım, bu Torreira ne olacak, kalıyor mu, gidiyor mu?' Falan filan. İşte tam o anda Dursun Özbek, o hepimizin bildiği kararlı ve biraz da 'ne uzatıyorsunuz be!' der gibi haliyle, öyle bir cümle patlattı ki, bütün o 'Torreira nereye gidiyor' dedikoduları bir anda buhar oldu! Aynen şöyle dedi: 'Torreira bizim oyuncumuz, niye gitsin ya!' Olay bu kadar net, bu kadar basit.
Şimdi Allah aşkına, adam Süper Lig şampiyonu olmuş takımın kilit oyuncusu, taraftar bağrına basmış, üstüne bir de kupa coşkusu yaşanıyor. Ne bekliyordunuz ki? 'Aa evet, yarın ilk uçakla yolluyoruz kendisini, sürpriz!' mi desin? Vallahi ben anlamıyorum bu transfer dedikodularının bazen ulaştığı noktayı. Bazen sanki oyuncu bizim malımız değil de, panayırda kazanılmış oyuncak gibi, bir oraya bir buraya çekiliyor. Başkan da koymuş son noktayı, resmen 'uzatmayın daha fazla' demiş. Eh, bize de 'tamam abi' demek düşer, Torreira efendi de artık rahat rahat tatiline çıksın, bir yere gitmiyormuş madem. Boşuna çene yorduk desene!