Hani bir oyuncu olur da, 'aman gitmesin, bize çok lazım' dersin ya... Bizim Livakovic'in hikayesi tam tersi istikamette ilerlemiş Fenerbahçe'de canım. Sezon başında Girona, sonra Dinamo Zagreb... Çocuk resmen Avrupa turuna çıkmış, ama biletini Fenerbahçe kesmiş. Şimdi efendim, bu gezgin kalecimiz geleceğini görüşmek üzere İstanbul'a dönüyormuş. Gelecekten kastımız da şu: 'Kardeşim, sen bize uymadın, nereye gideceksen git, ama 5 milyon euro getirirsen kapımız açık!' mealinde bir veda turu olacakmış büyük ihtimalle.
Sarı-lacivertli formayı bir daha giymesi beklenmiyormuş Livakovic'in, ki zaten beklentileri karşılasaydı bu kadar gezmezdi ortalıkta, haklılar. Fenerbahçe de bonkörlüğünü (!) konuşturmuş, '5 milyon euroyu getirene, paketleyip verelim' demiş resmen. Hani bir eşya olur da 'ihtiyacım yok, satsam da kurtulsam' dersin ya, aynen o hesap. Dinamo Zagreb, bizim Livakovic'i çok istiyormuş ama gel gör ki cebi delik anlaşılan. Maaşını ve bonservisini karşılayabilir mi, büyük muamma. Adamı kiralık alırken güzeldi, şimdi kalıcı olsun dedin mi işler değişiyor tabi, piyasa böyle maalesef.
Yani özetle, Livakovic'in İstanbul'a gelişi bir veda turu, bir 'benden bu kadar' ziyareti olacak gibi duruyor. Belki bir kahve içip, 'hayırlısı olsun' denir, sonra da '5 milyon euroyu getiren ilk kulübe hayırlı olsun' temennileriyle uğurlanır. Bu durum da bize gösteriyor ki, bazen iyi niyetle alınan oyuncular bile, kulübün geleceğinde kendine yer bulamayabiliyor. Futbol işte, nankör değil de, biraz gerçekçi diyelim. Bakalım 5 milyonu kim kapacak, merakla bekliyoruz!