Duydun mu olayı bilader? Fenerbahçe'de devir teslim töreni vardı geçen gün, bildiğin diplomasi zirvesi gibi! Olağanüstü seçimli genel kuruldan başkan çıkan Sadettin Saran, mazbatasını eski başkan Ali Koç'tan aldı. Yemin ediyorum, beklediğimiz gibi yumruklar havada uçuşmadı, tam tersi, Chobani Stadı'nın o koridorlarında tam bir centilmenler kulübü havası esti. Sanki iki taraf da 'biz bu işi medenice yaparız' diye birbirine söz vermiş gibiydi.
Neyse, törende ilk sözü Şekip Mosturoğlu aldı, o klasik 'Ali Koç'a teşekkürler, yeni yönetime başarılar, Allah utandırmasın' muhabbetini yaptı, geçti. Ama asıl kopuş yeni Başkan Saran'dan geldi: "Geceleri uykumuzun kaçtığı oluyor, endişeleniyoruz ama biliyorum ki Ali Başkan bir telefon kadar yakınsınız!" dedi ya, o anda bir 'yardım hattı' açılışı bekledik resmen! Sanki daha önce hiç konuşmamışlar gibi, 'bugün buraya gelip paylaştığınız bilgiler çok önemli' demesi de cabası. Eh, koltuk ağır, ilk geceler kabuslarla geçer herhalde, anlıyoruz başkanım.
Ali Koç da boş geçmedi tabii. Kendi döneminde doğru düzgün devir teslim yapamadığından dert yandıktan sonra, Sadettin Başkan'la sürekli 'paslaştıklarını' söyledi. Herhalde kulüp koridorlarında topla şov yapıyorlardır artık, kim bilir. Ama en can alıcı yeri neydi biliyor musun? "Bu işler ruh ve beden sağlığını bozan işler, önce sağlık diliyorum" demesi! Resmen koltuğun prospektüsünü okudu adama, 'yan etkileri bunlardır' diye. "Biz de yapabileceğimiz bir şey varsa her zaman hazırız" diyerek de, aslında 'beni çok aramayın ama ararsanız da açarım' mesajını iletti bence, alttan alta.
Sonra gelsin plaketler, gitsin alkışlar. Sadettin Saran, Ali Koç'u aracına kadar uğurladı. O anki hava tam olarak 'hayırlı yolculuklar, bir daha bekleriz ama çok da heveslenme' der gibiydi. Bakalım bu 'kardeşlik havası' ne kadar sürecek? Malum, top yuvarlak, koltuk daha da yuvarlak ve Fenerbahçe'de işler hiçbir zaman bu kadar 'sakin' kalmaz, değil mi?