Eveeet, gelelim Trabzonspor'un taze transferi Christ Inao Oulai'ye. Çocuk gelmiş, mikrofonları görünce başlamış kendini anlatmaya: "Ben ritmi olan, risk almaktan korkmayan cesur bir oyuncuyum." Vallahi bravo Oulai! Sanki sahnede DJ setinin başında, her an bir drop patlatacak ya da aksiyon filminde bombayı son saniyede etkisiz hale getirecek. Futbolcunun kendine böyle tanımlamasına bayılıyorum! Neyse, adaptasyon süreci de bomba gibi geçmiş, takım arkadaşları da "Hoş geldin aslanım" demişler. E tabii, kim yeni gelene "Hayırdır sen niye geldin?" der ki? Trabzon'un futbol tutkusu da cezbetmiş beyefendiyi, sanki diğer kulüpler futbolu sevmiyor da sadece Trabzon seviyormuş gibi... Hadi bakalım.
Hedefler de klasik: Kulübü yukarılara taşımak, kupalar kazanmak... "Gayet normal şeyler bunlar" diyor bir de. Sanki biz şampiyonluk için değil de çay içip çekirdek çitlemeye geldik zannediyorduk. Ama asıl bomba analiz Lig'le ilgili geldi: "Lig 2'den kesinlikle daha yukarıda bir seviyesi var." Vay canına! Bu ne büyük keşif, ne derin bir analiz! Teşekkürler Oulai, hepimiz bu aydınlanmayı bekliyorduk. Şimdi gelelim en eğlenceli kısma: Kırmızı kart geçmişi sorulmuş bizim ritim duayenine. Ne dese beğenirsiniz? "O konuya çok girmek istemiyorum, ben şu an Trabzonspor'a odaklandım." Tabii canım, kırmızı kart dediğin ne ki? Sadece formanın rengini tamamlayan bir aksesuar, çok da takılmamak lazım. Aman konuşmayalım, maziyi deşmeyelim...
Hocasını övmeyi de unutmamış, Fatih Tekke'ye teşekkürler yağdırmış, "Beni buraya getirdi, iyi karşıladı" falan filan. Akıllı çocuk vesselam. Bir de pozisyon tercihinin sabit olmadığını, hocanın nerede isterse orada oynayacağını belirtmiş. Klasik transfer metinlerinden fırlamış gibi, "Ben takım için her şeyi yaparım" mesajı. Özetle, Trabzonspor yeni bir 'ritim duayeni' kazanmış gibi duruyor. Bakalım sahadaki ritmi ve "risk alma cesareti" ne kadar sürprizlerle dolu olacak, kırmızı kartlar listesine yenileri eklenecek mi, göreceğiz. Biz de kahve eşliğinde izleriz artık.