Yine Yunanistan Süper Ligi, yine son dakikalara sıkışmış bir heyecan fırtınası! Hani derler ya, 'bu ligde her an her şey olabilir' diye, işte kanlı canlı örneğini izledik. AEK Atina ile Panathinaikos karşı karşıya gelmiş, maçın kokusu ta buralara kadar gelmişti. Önce Panathinaikos cephesinden Andrews Tetteh 'ben buradayım!' dedi, 62'de fileleri havalandırıp 'şampiyonluk bizde' mesajını yolladı. Sonra AEK'den Ambrosini Cabaça, 72'de sahneye çıkıp 'dur bakalım, daha bitmedi bu iş' dercesine eşitliği getirdi. Yani klasik bir 'gol atılır, sonra cevap gelir' senaryosu işliyordu. Tamam, buraya kadar her şey normaldi.
Ama asıl film, 90+3. dakikada başladı sevgili dostlar! Hani böyle koltuğunuzda rahatlamış, 'tamamdır bu maç bitti, puanlar paylaşıldı' diye düşündüğünüz an var ya, işte o an Joao Mario sahneye çıktı! Adeta bir sihirbaz gibi, Panathinaikos'un şampiyonluk hayallerini iple çekerken, topu ağlara yollayıverdi. Düşünsenize, maç bitiyor, herkes evine gidiyor, Panathinaikos taraftarı belki de şampiyonluk şarkılarını mırıldanmaya başlamışken, şak diye gol geliyor! O an Panathinaikoslu oyuncuların ve taraftarların surat ifadesini merak etmiyor değilim; herhalde 'Bu nasıl bir şaka?' diye feryat etmişlerdir. Resmen uzatma dakikalarında şampiyonluk kupasını ellerinden çekip aldılar, tam bir 'gel gel yapıp, kapıp kaçma' durumu!
Eh, netice itibarıyla bu destansı bitişin ardından AEK Atina, Panathinaikos'u 2-1 mağlup ederek Yunanistan Süper Ligi'nde 14. şampiyonluğunu ilan etti. İki yıl aradan sonra tekrar zirveye çıkmak, hele ki böyle bir sonla, sanırım tadından yenmez bir zafer oldu onlar için. Panathinaikos'a gelince, onlar da bu maçın ardından muhtemelen yeni bir 'son dakika travması' kliniği açma planları yapıyorlardır. Futbol bu işte; bazen 90 dakika yetmez, 90+3. dakika senin en büyük kahramanın, ya da en büyük düşmanın olabilir. Ne diyelim, top yuvarlak!