Arkadaşlar, bu hafta sonu sadece El Clasico'nun ateşini konuşmuyoruz, Barcelona cephesinden öyle bir haber geldi ki, duyunca 'Yok artık!' dedim. Yeni teknik direktörleri Hansi Flick'in babası vefat etmiş. Allah rahmet eylesin tabii, insanlık hali. Ama asıl bomba ne biliyor musunuz? Bizim Flick babasının vefatına rağmen, 'Yok ya, Real Madrid'i bensiz bırakamam!' demiş, takımın başında sahaya çıkma kararı almış. Helal mi desek, yoksa 'Hocam, bu nasıl bir adanmışlık?' mı desek, bilemedim. Sanki Şampiyonlar Ligi finali değil de, babasının cenazesi El Clasico'yu bekleyecek gibi...
Şimdi düşünün, El Clasico... La Liga'da şampiyonluk yarışını direkt etkileyen, gerginliği tavan yapmış, dünyanın gözü üstünde bir maç. Sen de hocasın, içimde bir yerlerde acı var ama sahada 'koşun lan' diye bağıracaksın. Neyse, Katalan kulübü de hemen organize olmuş tabii, Nou Camp'ta maç öncesi saygı duruşu, oyuncular da hocalarına destek olmak için siyah pazubent takacakmış. İyi ki de böyle insani jestler oluyor, yoksa futbolda bazen rekabetten başka bir şey kalmıyor sanıyoruz. Real Madrid de sağ olsun, ezeli rakiplerinin hocasına taziye mesajı yollamış, centilmenlik kazanmış bu noktada.
Yani arkadaşlar, futbol sadece 22 adamın top peşinde koştuğu bir oyun değil, görüyorsunuz. Bazen hayatın en acı anları bile o yeşil sahanın gölgesinde yaşanıyor. Hansi Flick'e de Allah sabır versin, bir yandan kişisel acısını yaşayacak, diğer yandan da Real Madrid'i nasıl yeneceğinin stratejisini kuracak. Kim bilir, belki de bu yaşadığı, takıma öyle bir kenetlenme getirir ki, Real Madrid'i dağıtırlar! Ne diyelim, hocaların en acımasız sınavı herhalde bu.