Efendim, yine bir şampiyonluk, yine eski dostlar sahnede! Galatasaray, kulüp tarihinin 26. şampiyonluğunu ilan edince, takımın 'süper transfer dehası' lakaplı eski yöneticisi Erden Timur da boş durmadı, klavyesine sarıldı. Öyle sıradan bir mesaj değil ha, tam bir teşekkür maratonu! Başkanından yönetime, hocasından çay getiren kardeşlere, hatta Kemerburgaz'da gece gündüz çalışan aşçısından güvenlik görevlisine kadar herkesi tek tek anmış. Valla helal olsun Erden abi, bu kadar insanı unutmaman bile ayrı bir başarı!
Tabii ki bu zaferin asıl mimarlarını, yani top koşturan aslanları da es geçmemiş. Onlara 'yüreklerini ortaya koyan, zor zamanlarda tek vücut olan' diye methiyeler düzmüş, 'hepinizi teker teker özlemle kucaklıyorum' diye de duygusal bir selam çakmış. Ama asıl olay ne biliyor musunuz? O dört yıl önceki 'Kızıl elmamız belli, Avrupa'da tekrar şampiyon olacağız' sözünü hatırlatması! Yani öyle kuru kuru lig şampiyonluğu yetmez, gözümüz yükseklerde demiş. Ama durun, bunun bir şartı var: 'Sabırla, zor zamanlarda birbirimize sarılarak, ne yaşanırsa yaşansın takımımıza sahip çıkarak... sadece sevdamıza sahip çıkmak için Bir olursak başarabiliriz!' Demek ki sadece sahada değil, tribünde ve masabaşında da birlik şartmış, anlaşıldı.
Ve geldik Erden abinin meşhur 'küçük rica'sına. Şimdi üst üste şampiyonluklar gelince sorumluluk artıyormuş, 'üzmeden, kırmadan, başkalarının halinden anlayarak incinsen de incitme' demiş. Güler misin ağlar mısın Erden abi? Burası Türkiye, futbol dünyası! Çay içerken bile birbirimize laf sokup sonra sarıldığımız bir yer. Ama o yine de 'bu spor rakiplerle güzel' diyerek olgunluk çağrısı yapmış. Valla iyi niyetli dilekler bunlar, inşallah duyulur. Bir de unutmadan, Anneler Günü'nü de pas geçmemiş, eşi ve annesi başta olmak üzere tüm annelerin bu özel gününü kutlamış. Ne diyelim, Erden Timur'dan tam teşekküllü bir 'barış ve sevgi' manifestosu geldi. Bakalım sahalarda yankısı ne olacak!