Vay arkadaş, Beşiktaş'ın kaleci transferi de tam pembe diziye döndü! Hatırlarsınız, bizim Kara Kartallar, Danimarkalı file bekçisi Filip Jörgensen'e kancayı atmıştı ama Chelsea'nin başına gelen Liam Rosenior denen hoca bozmuştu tüm planları. Meğerse Rosenior, 24 yaşındaki Jörgensen'i takımdan göndermemek için direniyormuş. Ama gel gör ki, Chelsea yönetimi de 'Hadi canım sen de' deyip Rosenior'u kapı dışarı edince, Beşiktaş'a da 'Buyrun buradan yakın' kapısı açıldı. Şimdi Beşiktaş yönetimi, bu kaleci transferinde yeniden vites yükseltmiş, oh be! Bir engel daha aradan kalktı desene. Her şey o Rosenior yüzündenmiş, bak sen şu işe!
Şimdi bu Jörgensen denen çocuk da haklı olarak kafayı yemiş. Chelsea'de sezon boyunca sadece 10 maç oynamış, bir de üstüne sakatlanmış falan. Yani adam resmen 'benim kaleye hasretim var, oynayayım da neresi olursa olsun' modunda. Beşiktaş'ın teklifine de haliyle balıklama atlamış, 'yeter ki düzenli forma giyeyim' demiş. İstanbul'a gelmeye de gayet sıcak bakıyormuş, tabii kulüpler bir zahmet anlaşırlarsa. Anlayacağın, çocuk top oynamaya o kadar aç ki, Beşiktaş'ta kalede duracak yer bulsa, herhalde havalara uçar.
Tabii bizim Beşiktaş yönetimi de öyle dünkü çocuk değil, 'ya bu Jörgensen işi de yattı derlerse' diye B planlarını hazır tutuyor. Listede kimler yok ki: Santos'tan genç yetenek Gabriel Brazao, bir de Arsenal'in tecrübeli ama ne yalan söyleyeyim, biraz da yorgun savaşçısı Kepa Arrizabalaga... Sanki bakkaldan ekmek seçer gibi kaleci seçiyorlar, maşallah. Ama teknik heyet önceliği Jörgensen'e vermiş, tabii önce sağlık kontrolleri bir yapılsın, maliyet de çok uçmasın. Yoksa kaleci mevzusu yine yılan hikayesine dönecek diye korkuyorum. Hadi hayırlısı, inşallah bulurlar da bu kale sorunu çözülür artık!