Bizim eski aslanlardan, Galatasaray'ın bir dönem saha kenarından ortalığı karıştıran ismi Albert Riera, bu kez Almanya'da, Eintracht Frankfurt'ta kafa kol dövüşüne girmiş gibi. Takım Hamburg'a yenilince zaten gergin olan ortam bir anda 'Riera defol!' seslerinin eşiğine geldi. Belli ki Alman disiplini, bizim Akdeniz ateşine biraz fazla geldi; Riera'nın da o ateşle koltuğu tutuşturan cinsten hareketleri var, hani derler ya "ne şiş yansın ne kebap" ama burada kebap iyice yanık kokmaya başladı.
Sportif Direktör Markus Krösche de çıktı, 'oynanan futboldan hiç memnun değiliz' diye lafları dolandırdı durdu. 'Böyle giderse Avrupa Kupaları falan hikaye olur' demesi de cabası. Eh, bu laflar futbol dilinde ne demek biliyoruz: 'Hocamız çok kıymetli ama yakında bir teşekkür yemeği düzenleyeceğiz.' Krösche'nin 'bugünkü mesele teknik direktör değil, takım performansı' demesi ise ayrı bir komedi unsuru. Tabii canım, sanki takım kendi kendine sahaya çıkıp top oynuyor, hoca da sadece dekorasyon! Sanki Riera, "Benim oyuncularıma dokunmayın, ben topu dışarı yollayacağım" dedi de mağlup oldular, hiç de öyle değil.
Ama asıl şov, Riera'nın o meşhur basın toplantısında yaşandı. Adam resmen rest çekti, meydan okudu! 'Gazetecilerle taktik tartışmam!' diyerek sanki muhabirler yedek kulübesinde strateji belirleyecekmiş gibi bir hava estirdi. Sonra bir patladı: 'Ben bir kukla değilim!' dedi, üstüne basa basa. Hatta 'bu binanın etrafında zehir var ama içinde yok' diyerek ortalığa bir de gizem kattı. Helal olsun Riera, adamsın! Ama Alman futbolu bu, kukla olmasan da koltuğunu sallarlar, hatta koparıp atarlar. Şimdilik Riera'nın koltuğu sallanmıyor, resmen Frankfurttaki en hareketli diskoda dans ediyor gibi. Bakalım bu tango ne zaman bitecek, merakla bekliyoruz.