Abi şimdi sen düşün, tüm kış transferler, hakemler, VAR tartışmaları falan... Kafamız şişti değil mi? Derken bir bakıyorsun, UEFA Başkanı Aleksander Ceferin'in sevgili eşi Barbara hanımefendi, gelmiş İstanbul'a, ne yapıyor? Top falan oynamıyor, sergi açıyor! Tersane İstanbul Contemporary'de, öyle sıradan bir sergi de değil ha, farklı sanatçıların eserlerini bir araya getirmiş. Vay be! Futbol ailesinden bir sanat çıkarması... Bizimkilerin de sanata bu kadar meraklı olduğunu bilmezdim, meğersem işin içinde UEFA başkanı olunca, kırmızı halılar seriliveriyormuş hemen.
Bu kadar olur mu? Olur tabii! Bizim TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Başkan Vekili Zehra Neşe Kavak, hatta 8 yıl UEFA İcra Kurulu'nda görev yapmış Servet Yardımcı bile oradaydı. Hani sanırsın üçü de Picasso'nun kankası, resimden anladıkları da 'abi bak bu fırça darbesi çok iyi olmuş' falan. Barbara hanım da boş biri değil, zamanında gazeteciymiş, fotoğraf editörüymüş, tiyatro fotoğrafçısıymış. Belli ki o sanat ruhu Ceferin ailesine genetik geçmiş. Hatta demiş ki 'İstanbul'un enerjisi beni etkiledi, seneye bir daha gelirim.' Bizimkilere de gün doğmuş, seneye yine kırmızı halı sererler herhalde, sanat camiasının da nabzını tutuyoruz ayağına.
Tabii Barbara hanım, 'İstanbul'u çok seviyorum, Şampiyonlar Ligi finali için gelmiştim, şehrin enerjisi beni etkilemişti' demiş. Yani anladık, sadece futbol için gelmiyorsunuz buralara, biraz da gezmek, tozmak, sergi açmak için. Bizim TFF Başkanı da boş durur mu? Hemen yapıştırmış: 'Barbara sadece burada değil, uluslararası alanda sergiler açıyor, kendisini tebrik ediyorum!' Demek ki neymiş, futbolun patronlarının eşleri sanatla uğraşırken, bizimkiler de en önde alkış tutuyormuş, yeri gelmişken UEFA ile ilişkileri de sıcak tutuyorlarmış. Servet Yardımcı da 'Ceferin ailesi İstanbul'u çok sever, biz de 8 yıl çalıştık beraber' diyerek topa girmiş. Sanki o kadar yıl futbol değil, resim kursunda beraberlerdi! Ne diyelim, darısı bizim futbolcuların başına, onlar da maç aralarında fırça sallasa fena mı olur?