Bakın şimdi size Brezilya'dan, bizim eski tanıdıklardan bir haberle geldim. Hani şu Galatasaray'ın geçen sezon ortası alıp, bu yaz apar topar Vasco de Gama'ya "alın sizin olsun, opsiyonu da var" diye yolladığı Carlos Cuesta var ya, hah işte o adam Brezilya'yı birbirine katmış, teknik direktörünü resmen "yılın transferi" ilan ettirmiş! Adam daha ikinci maçına çıkıyor, o da öyle sıradan bir maç değil, bildiğin "Classico dos Milhoes" derbisi, yani bizim Fenerbahçe-Galatasaray neyse onların da o! İlk maçında oyuna girip beraberliği getiren golü atmış, derbide de 90 dakika canavar gibi oynamış. Ne diyelim, helal olsun aslanım!
Vasco de Gama Teknik Direktörü Fernando Diniz deseniz, Carlos Cuesta'ya adeta aşk mektubu yazmış. "Savunmada tek bir hata yapmadı, takım tehlikedeyken ivme kazandırdı, karakterli oyuncu" falan filan... Hocam, tamam anladık, iyi oynamış da, sanki biraz abartmadın mı? Yoksa bütçe kısıtlılığından dolayı bulduğun her sağlam topçuya böyle mi sarılıyorsun? Bizim buralarda bu kadar methiye düzsen, "kesin sonraki maçta sakatlandı" falan derler, nazar değer diye korkarız. Ama belli ki adam orada bambaşka bir seviyeye çıkmış, takımını Flamengo karşısında 1-1'lik beraberliğe taşımış. Vay anasını sayın seyirciler!
Şimdi sorarım size: Galatasaray yönetimi bu haberi okuyunca şöyle bir kaşınıp "Acaba yanlış bir karar mı verdik?" dedi mi, demedi mi? Hani hem geçen sezon devre arası geldi, hem de bu yaz opsiyonlu kiralandı. Brezilya'da millet Cuesta'yı kahraman ilan ederken, bizimkiler "Milyonlar Klasiği" falan deyince aklına ne geldi acaba? Belki de adamın ruhu Brezilya futboluna daha uygunmuş, ne diyelim... En azından bizim oradaki taraftarlar "bizim topçu yine patladı Brezilya'da" diye bir hava atmışlardır. Ama yine de insan soruyor, Galatasaray'ın transfer operasyonlarında son durum ne? Birileri Brezilya'daki bu parlamaya uzaktan bakıp gülüyor mu, yoksa üzülüyor mu, işte bütün mesele bu!