Fenerbahçe'nin genç (!) teknik direktörü Domenico Tedesco ve kaptan Skriniar, Dinamo Zagreb maçı öncesi Maksimir Stadı'nda bir basın toplantısı düzenlemiş. Tedesco, beklendiği üzere, Fenerbahçe hocalığı koltuğunda oturuyorsan her turnuvada 'maksimumu gerçekleştirme' hedefinin genlerine işlediğini tekrarlamış. Yani diyor ki; "Arkadaşlar, boş gezenin boş kalfası değiliz, bu takım illa bir kupa kaldıracak. Yoksa neden buradayız?" Klasik Fenerbahçe teknik direktörü söylemleri, ne yapsın adam, reçetede bu yazıyor.
Bir de üstüne "Çok uzağı düşünmem, adım adım" felsefesini eklemiş. Aman diyeyim Tedesco, bu ülkede iki maç üst üste iyi gitmezse o adımlar depar atmaya dönüşür, bir bakmışsın kapıdasın! Muhabirler de affetmemiş, Mourinho'nun "Şampiyonlar Ligi'ndense Avrupa Ligi daha ulaşılabilir" lafını hatırlatmışlar. Bizim Tedesco da uyanık, "Geçmişi yargılayamam, bu turnuvayı da seviyorum" diye topu taca atmış. E tabi, adama "Şampiyonlar Ligi'ne neden gidemedin?" diye sorulur şimdi. En güzeli, "Bizim için fark etmez, yeter ki kupa gelsin" havası vermek.
Asıl bombayı sona saklamış: "Oyuncularımıza karşı her zaman dürüst oluyoruz, bu şekilde oynayamayız, çalışmamız gerekiyor." Aha! Demek ki herkesin gördüğünü o da görüyor. Yani "Arkadaşlar, top yuvarlak ama bizimkiler bazen kare top oynuyor, düzeltmemiz lazım" demek istemiş. Kaptan Skriniar da taşın altına elini koymuş, "Son iki maç kötüydü, sorumluluk bizde" diye özeleştiri yapmış. İşte bu! "Hoca ne yapsın, pası ben atıyorum, şutu ben çekiyorum, topu ben kaybediyorum" diye açık açık itiraf etmiş sanki. Bakalım bu "sorumluluk" lafları yarın skorborda nasıl yansıyacak? Camiaya pozitiflik katmak sadece lafla olmuyor, topu ağlarla buluşturmak lazım değil mi?