Arkadaşlar, duymayan kalmamıştır herhalde, hani bizim Arda Güler var ya, o artık Real Madrid'in sadece geleceği değil, şimdiki zamanı, hatta geçmişi bile oldu neredeyse! Bayern Münih maçında öyle bir performans sergilemiş ki, İspanyol medyası "Aa bu çocuk iyi oynuyormuş!" diye uyanmış. Sanki daha önce topa vurmamış gibi... Arbeloa deseniz, herhalde rüyasında Arda'nın orta sahadaki suretini görüyor, vazgeçilmezden öte bir durum bu.
E tabii, "Real Madrid formasını giydi de ne oldu?" diyenler için bir not: Son Bayern maçında iki tane gol atmış. Deplasmanda Avrupa kupasında iki gol atmak da neymiş, sadece 18. oyuncu olmuş Real tarihinde! Yani düşünsenize, şimdiye kadar herkesin unuttuğu 17 kişiyi tekrar gündeme getirdi bizim çocuk. 21 yaşındaki bu genç (!) yetenek, Real'deki üçüncü sezonunda 110 maça çıkmış. Neredeyse her maçta sahadaymış, kim bilir belki de yedek kulübesinde bile pas istatistiklerini zorluyordur. As gazetesi falan "Real'in geleceği" diyor ama bence geleceği beklemeyip kendisi gelmiş, kapıdan girip "Ben geldim!" demiş resmen.
Sadece gol atmakla kalmıyor, 13 asistle takımın en çok gol pası veren ismi olmuş. Yani sadece kendi işini yapmıyor, takım arkadaşlarının işini de kolaylaştırıyor. Pas istatistiklerinde zirvedeymiş, topu aldığında takımı yönlendiriyor, hücuma odaklı ve kararlıymış. Hani derler ya, takımın beyni. Arda Güler'den sonra Real Madrid'in diğer orta sahaları "Biz ne işe yarıyoruz acaba?" diye düşünmeye başlamıştır herhalde. Toni Kroos ile Luka Modric'in "yokluğunda" falan değil, direkt varken de "ışık" olmuş bizim Arda. Takımın dizginlerini ele geçirme yolunda değil, düpedüz atı çalmış gitmiş çocuk! Helal olsun valla.