Fenerbahçe'nin Yüksek Divan Kurulu toplantısında Sadettin Saran kürsüye çıktı mı, ortalık bir anda şenlendi, sanki bir stand-up gösterisi başlayacak sandık. Başkana bakınca, 'Bu adamın içinde bir yanardağ varmış da şimdi patladı' diye düşündük. Hakem kararları yüzünden canına tak etmiş olacak ki, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na öyle bir seslendi ki, 'Alo Fatih' tadında bir çağrı beklerdik, ama bu daha çok 'Alo Hacıosmanoğlu, bu iş ne olacak!' kıvamındaydı. Adam resmen, "Abi, yeter artık ya!" diye isyan etti, haklı da haksız da diyemiyoruz, çünkü konu Fener olunca ortalık hep karışık.
Saran, öyle 'havlu atalım' modunda biri değilmiş, belli ki. "Biz 7 puan gerideyken de umutluyduk, takım düştüğünde bize kalkmayı öğretti" falan dedi, yani "Umut fakirin ekmeği, biz de aç kalmayız" demek istedi herhalde. Futbolun tam bitti dediğinde bir fırsat verdiğini de ekledi, ama o fırsatı verenle canlarını yakanın aynı takım olduğunu da yapıştırdı. İşte o meşhur gol pozisyonu! Faul olmayan pozisyonda faul çalınmış, VAR denen teknoloji "ben yokum" demiş, sonra da gol olmuş. Ee, hakem hatasıysa niye devam ediyor? "Haklısınız" denip denip geçiliyor, ama sahadaki emekler uçup gidiyor. Saran da haklı olarak, "Bu ne yaman çelişki anne?" dedi, demedi belki ama ben öyle anladım.
Başkan Saran'ın asıl isyanı, hep aynı cevabı almalarıydı: "Haklısınız." Ya arkadaş, haklıysak niye hâlâ bu hallere düşüyoruz? Sanki hakem hataları bir "şaka" gibi devam ediyor, ama kimse gülmüyor. Kaleci arkadaş Whatsapp grubuna "Tüm sorumluluk benim, özür dilerim" yazmış, düşünün artık adamın ne kadar bunaldığını. Sahada kazanan gerçekten sahada mı kazanıyor sorusu ise, futbolun en kadim, en cevapsız sorularından biri haline geldi. Saran da "kolay olan dağılmak, zoru savaşmak" diyerek camiayı toparlamaya çalıştı, "Koltuk için değil, Fenerbahçe için savaşırız" mesajını da çaktı. Yani öyle 'koltuk sevdalısı' falan değilmiş, sadece iki başkan arasına 27 yıl girmesi rahatsız etmiş, o da ayrı bir dert!