Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Bayern Münih ile Real Madrid kozlarını paylaşırken, biz de ekran başında çaylarımızı yudumluyorduk ki, Arda Güler daha maça ısınmadan şovuna başladı! Henüz 35. saniyede, tecrübeli (!) Neuer'in ikramını geri çevirmeyip topu ağlara gönderince, sanırsın maça kahvaltı yapmadan çıkmış, acelesi varmış gibiydi. Sonra durur mu? Durmaz! 29. dakikada bir de frikikten öyle bir estetik gol attı ki, 'Bu çocuk futbolcu değil resmen ressam!' dedirtti. Neuer'i yine avladı, kaleyi kendine hedef tahtası yapmıştı adeta. İki gol attı, Real Madrid önde başladı, oh mis dedik.
Ancak bizim 'Beyaz Şimşekler', Arda'nın bu çifte golüne rağmen Bayern'in temposuna ayak uyduramadı ve maçı 4-3 kaybederek turnuvaya veda etti. Tamam, futbol bu, yenmek de var yenilmek de... Ama asıl olay maç bittikten sonra koptu. Bizim genç yıldız, belli ki hakemin yönetiminden pek memnun kalmamış, 'Şimdi ben bu kadar gol attım, takım niye yenildi?' diye içinden geçirmiş olacak ki, maçın bitiş düdüğüyle birlikte hakeme doğru bir 'hal hatır sorma' girişiminde bulundu. E hakem de bildiğimiz hakem, 'Çok da dertleşmeyelim Arda'cım' deyip direkt kırmızıyı gösterdi. Genç yıldızımız gecenin sonunda 'kart koleksiyonuna' bir kırmızı kart daha eklemiş oldu.
Yani Arda Güler, bir gecede hem tarihin en erken gollerinden birini attı, hem muhteşem bir frikik golüyle göz doldurdu, hem de maç sonu hakemle 'sert müzakere' faslından direkt kırmızı kart gördü. Sanki 'Bugün ne yapsam da gündem olsam?' diye sabah uyanmış gibiydi. İspanyol basını da bu 'golcü ve kavgacı' Arda'yı konuşuyormuş. Haklılar, bir maçta bu kadar aksiyon nadir görülür. Ne diyelim, gençlik ateşi işte! Bir sonraki maçta umarız sadece gollerini konuşuruz, hakemle muhabbetini değil. Yaşasın futbol ve onun enteresan kahramanları!