Arkadaşlar, Emirates'te dün gece yaşananlara 'futbol maçı' desek mi, yoksa 'taktiksel bir satranç oyunu' mu desek bilemedim. UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanşında bizim topçular, Sporting'i ağırladı. Sahada dönen tek şey top değildi, sanki bir de 'Aman ha, gol falan atmayın, durumu bozmayın!' fısıltıları vardı. Sonuç mu? Koca bir sıfır, Sporting'e de Arsenal'e de kocaman bir sıfır! Adamlar resmen gol atma yasağı koymuş kendine.
Şimdi diyeceksiniz ki, 'Peki turu kim geçti?' E tabii ki biz geçtik, yani Arsenal geçti. İlk maçtaki o 'biricik' 1-0'lık galibiyetimizin ekmeğini yedik resmen. Sanki 'Biz ilk maçta gerekeni yaptık, burası formalite icabı' der gibiydi hava. Topu alıp rakip kaleye gitmektense, kendi sahamızda paslaşma rekoru kırmışızdır kesin. Yani o 'Londra duvarı' dedikleri şey, bu maçta resmen 'görünmez duvar' olmuş, ama sadece gol yememek için. Gol atmak için değil, onu belirtelim.
Neyse, bu 'taktiksel deha'(!) ile yarı finale çıktık ya, gerisi önemli. Şimdi sıkı durun, yarı finalde rakip kim? Barcelona'yı patates eden, futbol değil de resmen savunma sanatı icra eden Atletico Madrid! Şimdi bakın, bir yanda 0-0'ı seven Arsenal, diğer yanda 1-0'ı mucize sayan Atletico. Futbolseverler ne bekliyor bu eşleşmeden? Herhalde bol gollü bir festival değil, aksine 'ilk golü kim yerse yandı' konulu bir dizi. Hazırlanın arkadaşlar, sıkıcı ama bir o kadar da gergin maçlar bizi bekliyor!