Arkadaşlar, bu hafta kahvede gündem neydi biliyor musunuz? 'Abi bu Galatasaray'a ne oldu ya?' lafları... Hani Trabzonspor maçına kadar 'Şampiyonluk cebinde, anahtarı da Icardi'nin pembe arabasının torpido gözünde' modundaydılar ya, hooop! Son 3 maçta 5 puan kaybettiler, fark 7'den 2'ye indi. Bildiğin, 'durmak yok yola devam' dedikleri tren raydan çıktı, hem de Icardi'nin son haftalardaki 'benim keyfim yok, kimsenin de olmasın' tavırları tüy dikti. Ama durun, Sabah Gazetesi sağ olsun, meğer sadece Icardi'nin 'mood'u bozuk değilmiş, işin içinde başka suçlular da varmış. Haydi açalım bakalım bu kriz sandığını!
İlk bombayı patlatıyorum: Okan Buruk! Hani şu son 3 sezonun 'ezberci' ama şampiyon teknik direktörü. Ne olduysa bu sezon 'karıştır-yapıştır' moduna geçti. Eskiden kağıt üstünde bile gol atan takım, şimdi Okan Hoca'nın kadro değişiklikleriyle 'acaba ne deniyor' dedirtiyor. Anlaşılan rakipler de Okan Hoca'nın 'sürpriz' planlarını ezberlemiş, diş geçiremez olmuşuz. Eee, bir de şu meşhur B planı muhabbeti var... Icardi veya Barış Alper olmazsa, Galatasaray'ın hücum presi 'Osimhen mi dedin?' diyerek yok oluyor. Resmen 'tek atımlık kurşun' sendromu, ikinci bir varyasyon yok, takımın beyni 'error' veriyor!
Gelelim diğer maddelere... 'Doymuşluk ve Yorgunluk' diyorlar. Kemerburgaz'da hissedilen doymuşluk ne demek yahu? Takım kahvaltıda fazla mı yedi? Şaka bir yana, Şampiyonlar Ligi 'parıltısı'na fazla kapılıp, Süper Lig'i 'eh işte, oynarız' modunda görmek, takımda bir rehavet yaratmış. Kritik anlarda reaksiyon yok, resmen 'boşver ya, nasılsa şampiyon oluruz' kafası. Bir de üstüne yoğun tempo, haliyle 'pardon, sakatlandık' diyenler artmış.
Son madde ise kulübeden gelen 'sıfır' skor katkısı. Hatırlayın geçen seneleri, Midtsjö'ler, Carlos Vinicius'lar, Berkan'lar, hatta Alvaro Morata(!) gibi adamlar girip takıma can verirdi. Bu sezon yedekler 'ben buradayım ama bir şey yapmıyorum' modunda. Resmen kulübedeki tabelanın üstünde 'GİRİLEMEZ, SADECE İZLE' yazıyor gibi! Eeee, hal böyle olunca, Icardi de tek başına ne yapsın? Adamın da bir sınırı var yani, değil mi?