Vay anam babam be! Bundesliga'da işler çığırından çıkınca, Union Berlin 'Artık yeter!' demiş, belli ki. Hani derler ya, 'erkekler beceremedi, bari kadınlar el atsın', tam da o hesap oldu galiba. Steffen Baumgart'la yollar ayrılmış, belli ki son haftalardaki performans 'eyvallah' dedirtmiş, kapının önüne bırakmışlar abimizi. Ama asıl bomba ne biliyor musun? Takımın dümenine, kim geldi dersin? Marie-Louise Eta! Hem de ne geliş... Bundesliga tarihinde ilk kez bir kadın teknik direktör, erkek takımının başında! Vallahi pes doğrusu, helal olsun Union Berlin yönetimine, cesur karar dedikleri bu olsa gerek, ya batacağız ya çıkacağız dercesine bir hamle bu.
Şimdi efendim, bu Marie-Louise Eta, öyle pat diye gökten zembille inmiş değil. Kulübün kendi altyapısından, U19 takımından terfi etmiş. Yani çocuklarla uğraşmaktan tecrübeli, şimdi sıra geldi o kocaman, sakallı, bazen de çocuk gibi trip atan adamlara! Kendisi de demiş ki, 'Kulüp bana bu zorlu görevi emanet etti, ben de takımla belirleyici puanları alacağımıza inanıyorum.' İyi de abla, zorlu dediğin yerde takım 11. sırada sürünüyor, 29 haftada 32 puan toplamışlar. Resmen 'gel de kurtar bizi' demişler sana. Senin işin U19'daki veletleri susturmaya benzemez, burada her hata golle, puanla, hatta küme düşmeyle sonuçlanıyor! Altın tepside sunulan bir görev değil yani, bayağı dikenli bir gül bahçesi.
Şimdi merak ediyorum, soyunma odasında ortam nasıl olacak? Maç öncesi 'hadi çocuklar, koşun bakalım' mı diyecek, yoksa biraz daha 'anne şefkati' mi gösterecek, herkesin formalarına ütü falan mı yapacak? Aman neyse, şaka bir yana, bu karar gerçekten ezber bozan cinsten. Bakalım Marie-Louise Eta, Union Berlin'i bu 'karışık işler' sarmalından çıkarabilecek mi, yoksa 'kadın eli değdi ama olmadı' dedirtecek mi? Hep birlikte göreceğiz. Ama bir gerçek var ki, Bundesliga tarihi bu olayı yazdı bile. Diğer takımların yöneticileri de şimdi bir yandan 'Acaba biz de mi denesek?' diye düşünüyordur, diğer yandan da 'Bizimkiler hanım hoca dinler mi ya?' diye iç geçiriyordur, eminim!