Arkadaşlar, geçen hafta sonu Süper Lig'de öyle bir maç izledik ki, insan izlerken bir yandan 'vay be' derken, diğer yandan 'yok artık lebron james' diye haykırıyordu! Kasımpaşa ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi ve sonuç 1-1. Şimdi dersiniz ki, 'ne var bunda, berabere kalmışlar?' Ama durun, olayın bir de kırmızı kart boyutu var. Rakip daha maçın başında eksik kalınca, bizim Fenerbahçeliler sanki maç bitmiş, galibiyet cebine girmiş gibi bir rehavete kapılmışlar. Kasımpaşa'nın bu bonkörlüğüne bak sen, adeta 'gel beni yen, sana bir oyuncu hediye edeyim' der gibi kırmızı kart görmüş!
Maç sonrası kaleci Ederson'un isyanını dinleyince ben de kahvedeki çayı ağzımdan püskürttüm. Adamcağız 'Rakip kırmızı kart gördükten sonra çok rahat oynadık, bu kabul edilemez!' diyor. Ya Allah aşkına, profesyonel futbolcusunuz, rakip 10 kişi kalınca 'oh be, şimdi yayılarak top oynayalım' mı diyorsunuz? Sanırsın amatör küme maçı, rakip eksik kalınca 'gelin abi, çay içip sohbete devam edelim' moduna girmişler. Semedo da hemen aynayı kapıp 'Herkes aynaya baksın' demiş. Bakalım aynada ne görmüşler, belki de uyuklayan birilerini? 'Böyle puan kayıpları imkansız'mış, ama gördüğünüz gibi futbolda 'rahata erme' varsa, imkansız diye bir şey kalmıyormuş.
Fenerbahçe formasıyla ilk golünü atan Marco Asensio bile gol sevinci yaşayamamış gibi, o da 'ufak detayları yapamadık' diyor. Sanırım 'ufak detay' dediği, 10 kişiye karşı daha ciddi oynayıp maçı kazanmakmış. Neyse, derslerini almışlardır umarım. Bir sonraki maça odaklanıp antrenmanlarda daha iyi çalışacaklarmış. E, artık o kadar da olsun yani, değil mi? Yoksa bir dahaki sefere kırmızı kart gören rakip değil, bu rahatlık yüzünden taraftar kırmızı kartı cebinden çıkarır da gösterir, benden söylemesi!