Yine Beşiktaş, yine bir sakatlık... Kardeşim, bu kulübün nazar boncuğu mu yok, yoksa topçuların bacakları derbiye özel bir alerji mi geliştiriyor anlamadım gitti! Geçtiğimiz pazar, Fenerbahçe derbisi izlerken 85. dakikada Wilfred Ndidi diye bir abimiz sahada top koştururken bir anda 'tak' diye durdu. Sanki bacağı kendi kendine 'Yeter be, ben yokum!' demiş gibi. Olay yerinde hemen müdahale falan derken, meğer işler sandığımızdan biraz daha 'gergin'miş.
Beşiktaş Kulübü de boş durmamış tabii, hemen almışlar bizim Ndidi'yi Acıbadem Altunizade Hastanesi'ne, MR maratonuna sokmuşlar. Sonuç ne mi? Adamın uyluk arka adalesinde, yani halk diliyle 'arka bacak kasında' hem bir gerilme, hem de 'oh mis gibi' bir kanama saptanmış! Resmen Ndidi'nin bacağı derbi temposuna 'Ben buraya kadar!' demiş. Kulübün resmi açıklamasını okuyunca anladık ki, Ndidi maçta ağrı hissettiği için oyuna devam edememiş. E, haksız da değil bacak, o kadar derbi stresi, o kadar mücadele... Kimin bacağı olsa isyan ederdi be!
Şimdi Ndidi'nin tedavisi falan başlamış. E normal olarak da bir süre yeşil sahalardan uzak kalacak demektir bu. Beşiktaş'ın derbi sonrası moralleri zaten yerlerdeydi, bir de üstüne Ndidi'nin bacağı "Dur bakalım, ben biraz dinleneyim!" deyince iyice karıştı ortalık. Vallahi ben diyorum, bu Beşiktaş'a bir nazarlık mı taksak, yoksa oyuncuların bacaklarına özel bir 'derbi öncesi sakinleştirici' mi versek bilemedim. Ndidi'ye geçmiş olsun diyelim, umarız bir sonraki derbide bacakları daha 'işbirlikçi' olur da, maçın 85. dakikasında 'ben yokum' demez!