Vay arkadaş, bu ne iş ya? Hani 'dev maç', 'zirve kapışması' diye ağzımızın suyu aka aka bekledik, sonuç ne? Koca Arsenal ile Manchester City karşı karşıya geldi, topu birbirlerine attılar, koştular, zıpladılar, en sonunda da 'Eh, bu kadar yeter' diyerek 1-1 berabere kaldılar! Resmen kahvedeki pişti masası gibi, kimse batmak istemedi, herkes elindeki puanı korudu. Hadi diyelim, iki taraf da 'rakibim puan kaybetsin' derken kendi de kazanmayı becerememiş. Klasik Premier Lig draması işte!
Golleri kimler atmış dersen? Bir tarafta 'Benim de adım Haaland, ne sandın ki?' diyen gol makinesi Erling Haaland, her zamanki gibi fileleri havalandırmış. Diğer yanda da Arsenal'den Martinelli, 'Haaland tek golcü mü sanırsınız?' edasıyla sahneye çıkmış, o da topu ağlara göndermiş. Yani anlayacağın, iki taraf da 'Biz de gol atabiliyoruz' mesajını vermiş, sonra da 'Hadi eyvallah' deyip sahadan ayrılmışlar. Kimseye haksızlık olmasın, herkesin eli yüzü biraz gülsün hesabı.
Bu puanlar ne işe yaradı dersen? Arsenal'in puanı 10'a çıkmış, Manchester City de 7 puana yükselmiş. Ne şampiyonluk coşkusu ne de küme düşme paniği yaratacak cinsten puanlar. Tam böyle, 'haftaya bir daha deneriz, belki bu sefer kazanırız' modunda. Premier Lig'in tepesi yine garip bir dans pisti gibi, kimin nereye düşeceği, kimin nereye sıçrayacağı belli değil. Bakalım bir sonraki 'dev maç' bizi ne kadar 'şaşırtacak'.