Arkadaşlar, malum Süper Lig'de erteleme maçları bitmek bilmiyor, sanki ligi bitirmek istemiyorlar. Neyse, bizim Aslanlar yarın İzmir deplasmanında Göztepe'yle kapışacak. Tamam lideriz, eyvallah, ama masadan kalkıp sahaya inmeden iki kötü haberle karşılaştık bile. Malum sakatlık belası yüzünden Victor Osimhen sahada olamayacakmış. Yetmezmiş gibi, Abdülkerim Bardakcı da hani o Trabzonspor maçında kendini gereksiz yere kahraman ilan etmeseydi şimdi aramızda olacaktı, o da kırmızı kart cezalısı. E bir de milli takımdan sakat dönen Gabriel Sara'nın durumu belirsiz. Yani, kahve sohbeti misali, 'N'apçaz şimdi?' diye sormadan edemiyor insan!
Şimdi bakınız şu ironiye: Galatasaray, ligin en çok gol atan takımı (63 golle, rakiplere fark atarak tabii). Ama işin ilginç yanı, yarınki rakibi Göztepe ile birlikte ligin en az gol yiyen takımı! İkisinin de kalesinde 20'şer gol var. Yani hem gol yağdıracağız hem de duvar öreceğiz derken, bu maç nasıl bir hal alacak, vallahi ben de merak ediyorum. Bir yandan golcüyüz, bir yandan defansız; kafalar karışık. Üstüne üstlük, bu sezonki üç mağlubiyetimizi de deplasmanlarda aldık. İzmir'in havası suyu bize iyi gelmez mi, yoksa hani şu 'deplasman fobisi' mi desek, bilemedik. Aman Eren Elmalı da kart sınırındaymış, ona da dikkat!
Tabii bir de eski dost, düşman misali Okan Buruk faktörü var. Hoca, bir zamanlar Göztepe'nin kulübesinde ter dökmüş, şimdi ise Aslan'ın başında eski takımına karşı. Gerçi geçmiş maçlara bakınca hocanın eski takımına karşı pek de nazik davrandığı söylenemez, hepsi galibiyetle bitmiş. Göztepe de 5. sırada, öyle küçümsenmeyecek bir rakip. Yani yarınki maç, sadece 3 puan için değil, biraz da 'Bakalım bu eksik adamlarla Aslan ne kadar kükreyecek?' sorusunun cevabı için oynanacak gibi. Kahveler hazırsa, yorumlar başlasın!