Duydunuz mu muhabbeti arkadaşlar? Tottenham, hani şu İngilizlerin havalı takımı, bizim aslan gibi hocamız Okan Buruk'a göz dikmiş! "Gel bizim takımı kurtar, sana İngiliz çayı demleyelim," demişler falan. Ama bizim şampiyonluk aşığı Buruk, "Yok, kalsın, biz burada krallık kurduk, sizin oralarda top çevirecek halim yok," diyerek gayet kibarca ama net bir şekilde kapıyı göstermiş. Resmen, kupalar kaldırmış, şampiyonluk kovalayan hocayı "gel bizimle de bir tost ye" diye çağırmışlar. Okan Hoca da "dursun, ben burada paşayım" deyip gülmüş geçmiş.
E tabii, bu işler tek taraflı olmaz. Galatasaray yönetimi de durur mu? "Madem bizim hocayı istediniz, alın size kapak!" demiş, almış ipleri eline. Şimdi efendim, bizimkiler Tottenham'ın 22 yaşındaki genç yeteneği Xavi Simons'a kanca atmış. Hani şu geleceğin yıldızı, adı Barcelona'yla falan anılan çocuk. Tottenham bizim hocayı alamadı ya, şimdi Galatasaray onların çiçeği burnunda yıldızına talip! Ne oldu, ne oluyoruz, kim kime ne yapmış, görüyor musunuz? İngilizler şaşkınlık içinde!
Bu transfer dedikodusu da öyle boşuna değilmiş ha. Meğer bu Xavi Simons, bizim kiralık yıldızımız Noa Lang'ın Hollanda Milli Takımı'ndan en yakın kankasıymış! Oh, ne güzel! Lang bir gazlar, "Gel abi, burası kral memleketi, taraftar da on numara," derse, iş tamamdır. Resmen milli takım lobisi devrede! İngilizler bön bön bakarken, bizimkiler "futbol sadece sahada oynanmaz" dersini veriyor, ince işçilik yapıyorlar. Yakın zamanda görüşmeler başlayacakmış bile. Demek ki neymiş? Bazen kapıdan kovsan, bacadan dalarsın. Tottenham hoca istedi, Galatasaray da "dur bir dakika, biz de senin yıldızına talibiz" dedi. Futbolun cilveleri bunlar işte, kahvede masaya vurup "helal olsun!" diyeceğin cinsten!