Başlayalım, Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Mahmut Ören, camiayı öyle bir şeye davet etmiş ki, duyanlar şaşkınlıktan küçük dilini yuttu: Sağduyu! Evet evet, yanlış duymadınız, bu çağda bu topraklarda sağduyu! Sanki marketlerde tükenmiş de, Mahmut Başkan "Stoklarımızı yeniledik, buyurun!" der gibi bir açıklama yapmış. Özellikle maç arifelerinde duyguların aklın önüne geçebileceğini falan belirtmiş. Vay canına, bu yeni bir keşif mi şimdi? Ben sanırdım ki futbol zaten tamamen duyguların, bağırmanın, çağırmanın, bazen de ufak tefek atışmaların oyunu. Demek ki yanlış biliyormuşuz.
Mahmut Başkan öyle böyle değil, Trabzonspor'un sadece bir futbol kulübü değil, bir şehrin karakteri, mücadelenin adı ve hatta bir duruşun sembolü olduğunu falan da eklemiş. Eh, bu konuda haklı. Bazen o duruş biraz fazla dik olabiliyor gerçi, onu da belirtmeden geçmeyelim. Neyse efendim, başkanımız bu "duruş" için zorluklar karşısında kenetlenmeyi, tek ses olmayı, sahada tek yürek atmayı emretmiş. Kötü sözlerin ve yakışıksız davranışların kimseye faydası olmayacağını da not düşmüş. Hımm, yani o meşhur "hakem kör!" nidalarını, "sen var ya sen!" diye başlayan besteleri falan şimdilik rafa kaldırıyoruz herhalde. Zor işler bunlar Mahmut Başkan, zor!
Son olarak da "Gelin, Trabzon'un vakarını, misafirperverliğini ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya bir kez daha gösterelim" demiş. Yani o meşhur ev sahibi güzellemeleri, deplasman takımını güllerle karşılama ritüelleri falan sahneye geri dönüyor galiba. Bordo-mavi sevdanın etrafında kenetlenelim çağrısı da cabası. Hadi bakalım, Mahmut Başkan'ın bu "sağduyu devrimi" ne kadar tutacak, tribünler bu çağrıya ne kadar kulak verecek hep birlikte göreceğiz. Ama benim içimde bir ses, "maç başladığında gene bildiğimiz gibi olur" diyor, ne dersiniz?