Yahu şimdi bu Romelu Lukaku diye bir abimiz var, hani şu topu ağzına kadar doldurmuş çuval gibi koşan, 'ben golcüyüm' diye bağıran eleman. Napoli'ye büyük umutlarla gitti ama ne hikmetse sahaya inmek yerine yedek kulübesine bile hasret kaldı bu sezon. Anlaşılan ayağına top değdirmektense doktor kapılarını aşındırmayı tercih etmiş. Şimdi Napoli'deki geleceği pamuk ipliğiyle değil, bildiğin yün yumağıyla bağlıymış. Eee, bu durumda tabii bizim Türk takımları, Suudi Arabistanlılar ve memleketlisi Belçikalılar 'Acaba beleşe düşer mi?' diye pusuya yatmış bekliyor.
En bomba kısım ne biliyor musunuz? Milli ara gelmiş, bizimki de 'sakatım' ayağına, Napoli'ye dönmek yerine soluğu Belçika'da almış, keyfine bakmış. Tedaviymiş falan filan... Napoli yönetimi de haklı olarak 'Ne işin var Belçika'da, bizim doktorlar ölmüş mü?' diye ayar olmuş. Adamlar 'profesyonellik dışı' demiş, hatta disiplin cezaları falan konuşuluyormuş. Yani anlayacağınız, bu işler yazın ayrılıkla sonuçlanacak gibi duruyor, hatta bu son numara ayrılığı hızlandırmış bile olabilir.
Ama durun bakalım, iş o kadar kolay değil. Karşınızda kim var? Napoli'nin o kasvetli ve para düşkünü başkanı Aurelio De Laurentiis! Abimiz 'ben bu adama bir kuruş zarar ettirmem' diye diretiyor. 2027'ye kadar sözleşmesi var mış mış, sanki her gün sahaya çıkıyor. Şimdi bu 32'lik abi için hatırı sayılır bir bonservis bekliyormuş. Yani bizim Türk kulüpleri ya da Suudiler, 'Lukaku bize gelir' diye sevinirken, pazarlık masasında De Laurentiis amcayla kapışmak zorunda kalacak. Şimdiden geçmiş olsun, De Laurentiis, 'bırakın gelsin' diyecek tipten bir başkan değil.
Ha, bu arada bu sezonki performansını da söyleyeyim de tam olsun: Sadece 7 maçta topu topu 63 dakika oynamış, evet, altmış üç dakika! Ve o kısacık sürede bir tane gol atmayı başarmış. Yani adam dakikaya bir gol ortalamasıyla oynuyor sayılır, ama tabii oynamadığı dakikaları saymazsak... Şimdi bizimkiler böyle bir 'bombacıyı' kim bilir kaç paraya almayı düşünüyor, orası da ayrı bir muamma.