Arkadaşlar, geçen gün İspanya ile Mısır arasında güya bir dostluk maçı oynandı. Hani şu, sahada top koşturanların birbirine sarılıp sonra formalarını değiştirdiği, sonuçtan çok muhabbetin önemli olduğu maçlar var ya? Ha, işte tam tersi bir ortam yaşanmış tribünlerde! Şimdi efendim, bizim bazı İspanyol "futbolseverler" (?) maçın ilk yarısında coşmuşlar, ama nasıl coşmak! Mısır Milli Marşı'nı ıslıklayıp yetmezmiş gibi, bir de "Zıplamayan Müslümandır!" diye bir slogan atmışlar. Vallahi ben duyunca dedim, 'Bu ne iş? Hangi dostlukta oluyor bunlar?' Yetmemiş, bir de Başbakanları Sanchez'e demediklerini bırakmamışlar. Yani maç mı izlemeye geldiler, tribün terörü yapmaya mı, karar verememişler.
Neyse ki sahada sadece top koşanlar değil, kalbi de koşanlar varmış. İspanya'nın genç yıldızı Lamine Yamal, bu duruma sessiz kalmamış, helal olsun! Çıkmış demiş ki, 'Ben Müslümanım, elhamdülillah. O sloganı duydum, evet belki bana kişisel değil, rakip takıma karşıydı ama yine de saygısızlık ve kabul edilemez.' Kardeşim, bak genç çocuk bile o 'coşkun' taraftarlardan daha olgun ve vicdanlı çıktı. Futbolun ne olduğunu, tribün kültürünün nasıl olması gerektiğini, kimlikleri ve inançları karıştırmadan nasıl eğlenileceğini adeta ders verir gibi anlatmış. Düşünsene, gencecik bir çocuk, koskoca tribünlere 'ayıp size!' diyor resmen.
Yamal devam etmiş: 'Her taraftar böyle değil biliyorum ama bu lafları edenlere sesleniyorum: bir dini alay konusu yapmak sizi cahil ve ırkçı gösterir.' Abi, nokta atışı yapmış! Futbol denen şey, keyif almak, takımını desteklemek içindir; yoksa insanların inancına, kimliğine çamur atmak için değil. Zıplamak mı istiyorsun? Takımın gol atınca zıpla, sevinçten havalan. Niye milletin inancına karışıyorsun ki? Yani bazen düşünüyorum da, bu tribünler sadece futbol sahası değil, bazılarının hayat bilgisi dersinden de kaldığı yerler gibi duruyor. Ne diyelim, Lamine Yamal'a bu ince ayarı için teşekkürler, umarız kulağına küpe olur o 'zıpçıktı' tayfanın.