Vay vay vay, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu abimiz sahnede, hem de ne sahne! Demiş ki, "Vizyonumuz dünyanın en iyi 10 kulübü arasına girmek." Vallahi, bu gidişle değil ilk 10'a, Sane'nin yeni bir sağ bek bulmasıyla uzaya bile gideriz. Meğerse bu Leroy Sane denen arkadaş sadece top oynamıyormuş, aynı zamanda gizli bir transfer komitesi üyesi gibi çalışıyormuş. Adamın Almanya Milli Takımı'yla 2026 Dünya Kupası hedefi var, ama bakmışsın bir yandan da Sacha Boey transferinde kilit rol oynamış. Helal olsun Sane, hem kendi kariyerini hem kulübün transfer politikasını yönetiyorsun, biz de burada yorumcu diye oturuyoruz!
Bild gazetesine konuşan Kavukcu, Sane'nin transferinin "geriye atılmış bir adım olmadığını" söylerken, Galatasaray'ın büyüklüğünü, özellikle Avrupa deplasmanlarında Bayern Münih'i bile solladığını (!) gururla belirtmiş. Doğrudur, deplasman tribünlerinde efsaneyiz ama bu Sane'nin scout'luk yeteneğinin yanında biraz sönük kalır bence. Sane'nin forması Osimhen ve Icardi ile birlikte en çok satanlardan biriymiş. E tabii, hem gol atıyor hem de "Abi şu Boey'i geri getirsek mi?" diye fikir veriyor, daha ne olsun? Adam resmen kulübün danışmanı olmuş, yakında teknik direktör de tavsiye ederse şaşırmayın.
Kavukcu, Boey'i geri getirirken Sane'den "ipuçları aldık, tavsiye etti" demiş. Yani anlayacağınız, Sane artık sadece gol pası vermekle kalmıyor, transfer pasları da veriyor. Ailenin bir parçası olmuş, hoca ile arası iyiymiş, hatta bazen bir scout gibi oyuncuları tavsiye ediyormuş. Ya arkadaşlar, bu iş nereye gidiyor? Yakında futbolcular kendi transferlerini yapacak, belki de kendi kulüplerini kuracak. Galatasaray'ın hedefi ilk 10 kulüp arasına girmekmiş, kafe zinciri kurmakmış, halka arzmış... Bütün bunlar Sane ve Osimhen gibi oyuncuların popülaritesi sayesinde oluyormuş. Demek ki neymiş? İyi futbolcu, iyi scout demektir, iyi scout da iyi kafe zinciri demektir. Haydi bakalım, Sane'den bir de barista performansı bekliyoruz artık!