Vay be, bizimkiler Kosova'yı tek golle de olsa yendi, 2026 Dünya Kupası biletini cebine koydu! Eh, ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun. Ama asıl olay, maçtan sonra yaşandı be abicim. Golü atan mı konuştu, teknik direktör mü? Yoo, Abdülkerim Bardakcı kardeşimiz bir çıktı sahneye, hem de öyle tribünlere oynar gibi değil, bildiğin yüreğini döktü, 'içimde kalmasın' dedi, stat kapısında içini boşalttı resmen. Valla, bizimkiler Dünya Kupası'na gitmekten çok, Abdülkerim'in ne diyeceğini merak etti o an!
Tabii önce her futbolcu gibi 'çok mutluyuz, hak ettik, aile gibiyiz' falan filan dedi, alıştık zaten bunlara. Ama dur! Abdülkerim oralarda durur mu hiç? Durmadı tabii. 'Bir konu var içimde kalmasın' diye girdi konuya, sanki maçtan çok oteldeki 'kıyamet' önemliymiş gibi. Diyor ki 'dün oteldeyken yapılanlar...' Ee, ne oldu otelde? Buzdolabından kola mı çalındı, uzaktan kumandanın pili mi bitti? Nereden çıktı bu dostluk testleri şimdi? 'Bugün bir şey daha anladım, Türk'ün Türk'ten başka dostu yokmuş.' Ulan Dünya Kupası'na gitmişiz, sen oteldeki 'dostluk' dramasına takılmışsın Abdülkerim!
Bir de İstiklal Marşı okunurken ıslıklanmasına falan içerlemiş ki haklı, kim olsa içerler. 'Kardeş ülke' deyip sonra ıslıklamak da ne bileyim, biraz garip hareketler. Ama Abdülkerim diyor ki 'bunlar bizi motive ediyor.' Helal olsun be, adam her olumsuzluktan motivasyon çıkarıyor. Bizimkilerin Dünya Kupası'na gitme motivasyonu meğerse otel dramaları ve marş ıslıklanmasından geliyormuş. Olsun, yeter ki gitsinler, neyle motive oluyorlarsa olsunlar. Şimdi tek odakları Dünya Kupası demiş, inşallah otelde yine bir 'dostluk testi' çıkmaz da biz de rahat rahat maçları izleriz diyorum!